Haziran, 2021 | Ulvi.org

Ay: Haziran 2021

  • Türkiye yeşil enerjide üretim ve tedarik üssü olmaya hazırlanıyor

    Avrupa Birliği (AB) Yeşil Mutabakat kapsamındaki öncelikli alanlardan bir tanesi enerji sisteminin dekarbonizasyonu. Bu dönüşümü de yenilenebilir enerji üzerine inşa ediyor.

     

    Ege İhracatçı Birlikleri’nin Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstri Derneği ile birlikte çevrimiçi düzenlediği “Geleceğimiz Güneşimiz” seminerinde; Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sürecinde güneş enerjisinin rolü, güneş enerjisinin yeni uygulama alanları ve bu yatırımların finansmanı gibi konular tartışıldı.

     

    Sanayi sektörü, elektrik tüketiminde yüzde 45’le birinci sırada

     

    Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, yüzde 85'i fosil yakıtlara dayalı olan küresel enerji sisteminin iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarının yüzde 70'inden fazlasından sorumlu olduğunu açıkladı.

     

    “Sanayi sektörü, elektrik tüketiminde yüzde 45’le birinci sırada yer alıyor. Kömür, sıvı yakıt ve doğalgazdan üretilen elektrik, toplam üretimimizin yüzde 56’sına tekabül ediyor. Yenilenebilir enerji ve atıklardan elde edilen elektrik üretimimiz geçen on yılda on kattan fazla artış göstermiş. Ama buna rağmen, toplam elektrik üretimimizdeki payı yüzde 17 seviyelerinde. Hala elektrik üretimimiz önemli derecede fosil yakıtlara bağlı. Kısacası, iklim değişikliği ile mücadelede ise en büyük pay biz sanayicilere düşüyor. Bu konuda Paris Anlaşması gibi çok önemli adımlar atıldı.”

     

    Sürdürülebilir kalkınma EİB’in ana gündemi

     

    Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2020 yılını ‘Sürdürülebilirlik Yılı’ ilan ettiğini açıklayan Jak Eskinazi, 2021 yılında da aynı şekilde çalışmalarına devam ettiklerinden bahsetti.

     

    “Tüm üyelerimize sürdürülebilirlikle ilgili bilgilendirici bültenler iletiyoruz. Global Compact’a Türkiye’den üye olan, “Sıfır Atık Projesi”ne üye olan ilk İhracatçı Birliği olduk. "EİB Sürdürülebilirlik Günleri" adı altında çok kapsamlı bir eğitim serisi düzenledik. AB Yeşil Mutabakatı’na uyum süreci gibi birçok konuyu irdeliyoruz, güncel gelişmeler hakkında üyelerimizi bilgilendiriyoruz. Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki sektörler, sürdürülebilir ve çevreye duyarlı üretimi, Ticaret Bakanlığı desteğiyle gerçekleştirilen Sürdürülebilir Ur-Ge projeleriyle artıracak. Hazır giyim sektörü ile başladığımız çalışmalarımızdan çok başarılı sonuçlar elde ettik.”

     

    Enerjinin sürdürülebilir bir şekilde üretimi ve tüketimi hepimizin geleceği

     

    Yenilenebilir Enerji Ekipmanları İhracatçıları Birliği’nin kurulmasıyla ilgili değerlendirmelerin devam ettiğinin bilgisini paylaşan Jak Eskinazi, “Yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımların ve teşviklerin artırılması, ve Türkiye’nin toplam elektrik üretimindeki payının artmasını istiyoruz. Tükenmeyen, ucuz, güvenilir, çevre dostu, yerli ve yenilenebilir enerjiler önceliğimiz olmalıdır. Enerjinin sürdürülebilir bir şekilde üretimi ve tüketimi hepimizin geleceğidir.” dedi.

     

    Asya pazarı toplam payını yüzde 61 seviyesine çıkardı

     

    Dünyada ve Türkiye’de, güneş enerjisi santrallerine yapılan yatırımlar yıldan yıla, hızlı bir şekilde arttığına değinen Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle şöyle devam etti:

     

    “Ülkemiz yıllık 2 bin 741 saat toplam güneşlenme süresi ve yıllık toplam bin 527 kilowatt saat gelen güneş enerjisi değeri ile, önemli bir güneş enerjisi potansiyeline sahiptir. 2020 yılında, fotovoltaik pazarının genel durumunu incelediğimizde, Çin 253,4 gigawattlık toplam kapasitesiyle zirvede yer alırken, Avrupa Birliği 151,3 ABD 93,2 gigawattlık kapasiteleriyle ilk 3 ülke arasında yer aldı. Avrupa Birliği ülkeleri arasında Almanya 53,9 gigawattlık kapasitesiyle zirvede yer alıyor. Bu 3 ülkenin 2020 yılında da yatırımlarında hız kesmeyerek yıllık bazda en çok kapasite artışı gerçekleştiren ülkeler olmasıdır. Özellikle Çin’in öncülüğünde Asya Pasifik’teki yatırımlar, oldukça önemli seviyelere gelmiş durumda. Öyle ki, 2020’de Asya pazarı toplam payını yüzde 61 seviyesine çıkarmayı başardı.”

     

    Türkiye’nın fotovoltaik kaynak kullanımı AB ortalaması ile aynı 

     

    Gülle, ülkemizde 2020 yılında pandemiye rağmen 1 gigawattlık kurulum gerçekleştirildiğini fotovoltaik üretimin elektrik talebine katkısının, artan enerji ihtiyacını da göz önüne aldığımızda her geçen gün daha da önem kazandığını şöyle örnekliyor:

     

    “2020 yılında, Honduras elektrik talebinin yüzde 13’ünü, Avusturya yüzde 10,7’sini, Almanya yüzde 9,7’sini ve Türkiye yüzde 5,9’unu fotovoltaik kaynaklardan karşıladı. Ülkemiz, toplam enerji talebine fotovoltaik kaynaklarla cevap verme noktasında 2020 yılında on dördüncü sırada yer aldı. Avrupa Birliği ortalaması ile yaklaşık olarak aynı değeri yakalamamız önemli bir başarı olarak öne çıkarken, AB’ye kıyasla potansiyelimizin çok daha fazla olduğunu unutmamamız gerekiyor.”

     

    Yeni YEKA geliyor: Türkiye yenilenebilir enerjide merkez olmaya hazırlanıyor

     

    Ülkemizde güneş enerjisi sistemlerinde kullanılan çelik yapı, kablo, trafo kesici, panel, panelin hücresi gibi ürünler artık üretilmekte ve ihracat noktasında da ciddi paylar aldığını açıklayan GENSED Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği Başkanı Halil DEMİRDAĞ, “İzmir'den olan bir şirketimiz şu anda dünyanın en büyük projelerine çelik yapı göndermekte. YEKA projemiz ile Türkiye'de sanayicinin eskiden bahsettiği yeşil enerji pahalıdır imajını değiştirdik. Bunun birçok sebebi var. Dünyadaki teknolojik ucuzlamalar, teknolojik gelişmeler ve ülkemizde bunun bir sektör haline gelmiş olması ve birçok maliyetin artık ciddi olarak azalması. Daha geniş katılım olması için yine 50 MW daha 100 MW gibi bir beklentiyle yeni YEKA yapılacak. Sektör olarak ülkemiz için çok rekabetçi fiyatlar verebileceğiz.” dedi.

     

    Güneşten elektrik üretiminde Avrupa’da 6’ıncı sıradayız

     

    Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı Mustafa Yılmaz, Türkiye’nin Avrupa’da ve dünyada son yıllarda en hızlı güneş panellerini, güneş santrallerini kuran ülkeler arasında üst sıralarda yer aldığını söyledi.

     

    “Çünkü 10 bin megavatları zorluyoruz. Son 5 yılda kurulu gücümüz 22 kat arttı. 2005 yılında 295 megavatken bugün lisanslı ve lisanssız GES’imiz 7 bin megavatın üzerinde, 8 bini zorluyoruz. 2021’in ilk başında yarım milyar kilowattın üzerinde üretimimiz güneş kaynaklarıyla gerçekleşti. Güneşten elektrik üretiminde Avrupa’da 6’ıncı sıradayız. Maliyetlerin düşmesi bizim yatırımlarımızı olumlu etkileyecek ve Türkiye’nin bir panel üretim üssü olması konusunda avantajlar sağlayacak. Yurt çapında bir güneş seferberliği başlatmalıyız.

     

    Güneş enerjisinde arazi kurulumları 

     

    Yılmaz, “Arazi kurulumlarıyla ilgili kısıtlamayı çatıları teknik sebeplerle müsait olmayan kişileri göz önünde bulundurarak önce kanun daha sonra da yönetmelik değişikliğiyle genişlettik. Artık tüm gerçek ya da tüzel kişilerin aynı dağıtım bölgesindeki tüketimleri için aynı ya da farklı ölçüm noktasında arazi kurulumları da gerçekleştirilecek. Elektrik üretimi çok yüksek olan çimento, maden, otelcilik sektörleri iletim seviyesinde bu yatırımlarını gerçekleştirecek.” dedi.

     

    Türkiye’nin kapasite kullanım oranı yüzde 80’lerde

     

    Küresel iklim değişikliğinin ekonomik maliyetinin 2030’a kadar yıl 300 milyar dolar, 2030’dan sonra ise her yıl 500 milyar dolara ulaşacağı, toplamda 2050 yılına gelindiğinde 8 trilyon dolar kayıpla karşı karşıya olunacağı öngörüsünü paylaşan TBMM San. Tic. Enerji, Tabii K., Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız, “Çin, Hindistan ve ABD’den sonra dünyanın 2050’lerde dünyanın dördüncü ekonomik büyüklüğüne eşdeğer olduğunu görüyoruz. İklim değişikliğinde en fazla karbon üreten alan enerji tüketiminde kullanılan tedariktir. Üreticiyle enerji tedarikçilerini bir araya getiren bu toplantı çok önemli. Türkiye üretim kapasitesinde önemli bir noktada, kapasite kullanım oranları yüzde 80’lerde.” diye konuştu.

     

    Coğrafyanın tedarik ve üretim merkezi haline geleceğiz

     

    Altunyaldız’a göre yeni dönemde doğrudan yabancı sermayenin çekilebilmesi, enerji kaynaklarının yeşil dönüşüme uygun bir şekilde yenilenebilir kaynaklara yönelmesiyle doğrudan ilişkili.

     

    “Yeşil dönüşüme hızlı adapte olursak ve yenilenebilir kaynaklarla enerji üretirsek o kadar çok yatırım çekip, başta Avrupa olmak üzere etrafımızdaki coğrafyanın tedarik ve üretim merkezi haline geleceğiz. Türkiye yenilenebilir enerjide toplam elektrik enerjisindeki kurulu gücün yüzde 50’sine ulaştık. Karapınar Güneş Enerji Santrali tamamlandığında dünyanın en büyük güneş enerji santrali olacak.”  

     

    Açılış konuşmaları sonrasında GENSED Mevzuat Komisyonu Başkanı Av. Dr. Özlem Döğerlioğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı birinci oturumda; İZKA İzmir Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. Mehmet Yavuz, Ticaret Bakanlığı Uluslararası İlişkiler ve Anlaşmalar Gn. Md. Yrd. V. Bahar Güçlü, EPİAŞ Mevzuat ve Uyum Müdürü Derya Erbay, LIFE ENERJİ Yönetici Ortağı Ramazan Aslan, AB Yeşil Mutabakat’ın Türkiye’ye etkilerini ele aldı.

     

    EİB Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz’ın moderatörlüğünü yaptığı ikinci oturumda ise Güneşte Yeni Uygulama Alanları ve Finansmanı; GARANTİ BBVA Sürdürülebilir Finansman Yönetmeni Gizem Çelik, DENİZLEASİNG Kurumsal, Tic. Satış ve Proje Finansmanı Yönetimi Bölüm Müdürü Başar Yılmaz, PUNTEKS Tekstil Makina Sanayi Tic.A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Gürhan Kanlı, MEDAŞ Meram Elektrik Dağıtım A.Ş. Yenilenebilir Enerji ve Tesis Kabul Müdürü İlkay Yüksel değerlendirdi.

     

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Geri istenen nöbet ücretlerini ve yaratılan mağduriyetleri İYİ Parti gündemine taşıdılar

    Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Merkez ve Sivil Memurlar Sendikası (Sime-Sen) İstanbul şubesinde İYİ Parti Isparta Milletvekili Dr. Aylin Cesur, Kadıköy Teşkilat Başkanı Murat Noyan, Kadıköy İlçe Başkan Yardımcısı Hilal Meto, İl Yönetim Kurulu Üyesi Canan Çakır ve İl Yönetim Kurulu Üyesi Bilgin Altunbaş’ı ağırladı. Ziyarette, halen dava aşamasında olmasına rağmen geri istenen mesai ücretleri ve unvanları alınan sağlık personeli konuşuldu. Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, “Görevini ifa eden sağlıkçıların haklarına göz diken tüm uygulamaların karşısındayız. Sonuna kadar mağduriyetlerin takipçisi olacağız” diyerek geri ödemelerle ve kazanılmış hakların kayıplarıyla ilgili sorunlara değindi.

     

    Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Merkez ve Sivil Memurlar Sendikası (Sime-Sen) İstanbul şube yönetimi, İYİ Parti Isparta Milletvekili Dr. Aylin Cesur, Kadıköy Teşkilat Başkanı Murat Noyan, Kadıköy İlçe Başkan Yardımcısı Hilal Meto, İl Yönetim Kurulu Üyesi Canan Çakır ve İl Yönetim Kurulu Üyesi Bilgin Altunbaş’ı ağırladı. Ziyarette, Danıştay kararıyla sağlık çalışanlarına verilen artırımlı nöbet ücretlerinin, kararının bozulmasıyla sağlıkçılardan geri istenmesi ve kazanılmış hak olan unvanların alınması konuşuldu. Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, “Görevini ifa eden sağlıkçıların haklarına göz diken bu kararlara karşı duruyoruz. Sağlık çalışanlarının canını dişine takarak kazandığı artırımlı nöbet ücretlerinin geri istenmesi içinde bulunduğumuz durumu en iyi şekilde özetliyor. Sonuna kadar bu davanın ve unvanları alınan meslektaşlarımızın davalarının takipçisi olacağız” diyerek sorunlara değindi.

    “LİYAKATIN OLDUĞU BİR TÜRKİYE HAYAL EDİYORUZ”

    İYİ Parti olarak sağlık çalışanlarının arkasında olduklarını belirten Milletvekili Aylin Cesur, “Salgınla mücadelede canla başla çalışan sağlık çalışanlarımızın haklarının fazlasıyla geri ödenmemesi pek çok sağlıkçıyı mağdur duruma soktu. Biz de bu hukuksuzluğun karşısındayız ve davanın takipçisiyiz. Ekmeğin, aşın adaletli bir şekilde dağıtıldığı, emeklerin karşılığının verildiği, liyakatın olduğu bir Türkiye hayal ediyoruz. Yarınlar için kaygılı değiliz. Her şey iyi olacak” ifadelerini kullandı.

    “SESİMİZ OLMANIZI İSTİYORUZ”

    Bir hekim olarak sağlık kurum personellerinin problemlerini meclis kürsüsünden dile getirdiği için Dr. Aylin Cesur’a bütün sağlıkçılar adına teşekkür eden SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, “Son zamanlarda, dava devam ettiği halde laboratuvar ve röntgen personelinden artırımlı nöbet paraları geri isteniyor. Ayrıca, Sağlık Bakanlığı’na devir olduktan sonra unvanları alınan sağlık astsubayları ve sivil memurların hak kayıplarının giderilmesi için davalar açtık. Bu davalar lehimizde ilerliyor. Daha fazla kamu zararı oluşturmak istemiyoruz. Bu konuda da sesimiz olmanızı istiyoruz” diyerek Cesur’a taleplerini iletti.  

    “ÖZLÜK VE MALİ HAKLARIMIZ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

    İYİ Parti ekibi, ziyarette Sivil Memurlar Sendikası’nın (Sime-Sen)   sivil memurların sorunlarına da kulak verdi. Sivil memurların TSK’daki özlük hakları konusundaki mağduriyetine değinen Sime-Sen Genel Başkanı Mustafa Çelik ve Genel Sekreteri Oğuz Durkut, “Hala bir düzeltilme yapılmayan özlük ve mali haklarımızın düzeltilmesi için mücadele ediyoruz. Artık TSK'nın çalışanı değil personeli olmak istiyoruz. Ne yazık ki kurumlardaki çalışma koşulları göz önünde bulundurulmuyor. Aynı ortamda çalışıp haklarımızda düzenleme konusunda mağdur ediliyoruz” şeklinde konuştu.  

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Sezgin Baran Korkmaz vakasından ne anlamalıyız?

    TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV'de Gazeteci Şule Aydın'ın sorularını yanıtladı.

     

    Okuyan, Peker videolarının ardından gündeme gelen Sezgin Baran Korkmaz ve ilişkiler ağının yanı sıra NATO toplantısı sonrası ABD-Türkiye ilişkilerini ve iç siyasete yansımalarını, HDP'ye yapılan saldırıyı ve müzik yasağını değerlendirdi.

     

    Şule Aydın'ın "Sezgin Baran Korkmaz dosyasıyla açılan ve gazeteci ve siyasetçilerin de içinde olduğu bir Paramount Otel vakası var ama asıl konu daha büyük. Bu konu ne ifade ediyor, ne gibi sonuçlar doğurur" sorusuna Okuyan şöyle yanıt verdi:

     

    "Sezgin Baran Korkmaz bugünkü düzende bile suç diye tarif edilebilecek ilişkilere girmiş biri ama bunların içerisine girişinde önemli köşe taşları var. Sezgin Baran Korkmaz'ın yaptıkları sadece kendi cebini doldurmak, zor durumdaki şirketlere el koyup kâr eder hale getirmek, kara para aklamaktan ibaret değil, Sezgin Baran Korkmaz bir uluslararası ilişkiler ağının da bir parçası.

    Doğu-Batı Enstitüsü diye bir kuruluş var. Bu kuruluşta daha önce yer alan kişi Mustafa Koç. Nedir bu kuruluşun görevi? Fetullah Gülen'in zamanında yaptığına benzer, Doğu-Batı, Sovyetler-Batı arasındaki gibi bu enstitüde Doğu'da önemli bürokratlarla ilişkilenme ve satın alma üzerine çalışıyor. Sezgin Baran Korkmaz'nın dahil olduğu ilişki ağı Amerikancı egemenliğin güçlendirilmesi için yapılmış bir ağ. Bu şunu gösteriyor ABD şimdiye kadar göz yumdu ya da kullandı bu kişileri. Bunlardan bir bölümü çok fazla kişisel servet edinmiş. Şimdi bunları ayıklıyorlar ama ayıklarken Türkiye'nin iç siyasetine karışıyorlar. Türkiye'yi NATO ile ilişkilere biraz daha bağlama için bir operasyon yürüyor. Bunların ortaya çıkışı, bazı detayların örtülmesi, öne çıkarılması Türkiye'nin iç politikasına müdahaledir. Bu hayırlı değildir ama bizim değerlendirmemiz gereken bir fırsat.

    Mesele açık, yoksulluktan bir servete ulaşan bir öykü var. Bunu Sezgin Baran Korkmaz kendi anlatıyor. Artık şeyleri alıp satmış dönercide ve bunları anlatıyor. Korkunç kirli ilişkiler. Sadece buna odaklanırsak hata yaparız. Biz sermaye ile sermayenin birbirine girdiği kavga ve hukuk dışında kalan çelişkiyi tartışıyoruz. Bir kere bu zenginlikler insanlığa ait. Bunların birilerine devri, insan emeğinin sömürüsüdür. O zaman biz buradaki mekanizmalara bakmalıyız."

     

    'Israrla söylüyoruz: Temiz sermaye olmaz'

     

    Oteller, limanlar gündeme geldi. Limanlardan uyuşturucu kaçırılıyor deniyor. Limanların özelleştirilmesini niye kimse sormuyor? Limanlar neden özelleştirilir? Her şeyi sattılar. Siz ekonomik geliri olan bir şeyi satıyorsunuz ama aynı zamanda stratejik anlamı var. Güvenlik açısından. Başka arayışlara giriyor satın alanlar, uyuşturucu kaçırıyorlar. Biz sadece uyuşturucuya mı odaklanacağız? Bu halka ait işletmeler özel sektöre veriliyor. Kolombiya, Panama deniyor uyuşturucu için. Bizim uyanıklar Latin Amerika'daki limanları da almışlar. Çıkış ve giriş limanı Türk şirketlere ait. Dolayısıyla 'limanlarda yolsuzluk var' demekle bırakırsak yanlış yaparız. Aileden birisi silah satışı yapıyor. MKE özelleştirilecek deniyor. Silah sanayisinin neden özel şirket bağlantısı olur. İHA'lar, SİHA'lar satılıyor sağa sola. Bu aileden kişi, gerginlik ve savaş istemez mi? Bütün sistemini sen böyle bir sektöre yatırsan, yumuşama mı istersin gerginlik ve savaş mı? Sonra neden AKP bölgede gerilim istiyor. Hangi sektör olursa olsun, enerji, maden, liman işletmesi, özel sektör girdiği her yeri kana bular. Bu Sezgin Baran Korkmaz denen adam arsızlıkta ileri gitmiş ama bu meseleyi bazı kurbanlar vererek kapatmak isteyecekler. Türkiye'yi 5 müteahhit yağmalıyor dendi. Onlar da kamulaştırılacak, onlar da hırsız ama Türkiye'nin büyük patronları aklanarak bu mesele çözülemez. Sedat Peker masayı dağıttı, medyaya da sıçradı. Uzadıkça toparlamaları zorlaşıyor.

     

    Sedat Peker durdu neden bilmiyorum ama 'uluslararası güvenlik riski' diye bir kavram yok ortada. Bildiğim şey ortaya çıkan tablo şu, pazarlıkta bir noktaya gelindi Bu pazarık Peker ve hükümet arasında sürmüyor. ABD işin içerisine girmiş durumda. Yıllarca kullanmışlar bunları. Yeni bir dönem geldi ve yeni dönemde yeni aktörlerle çalışacaklar. Ama piramitin en tepesine dokunulmuyor unu unutmayalım. Israrla söylüyoruz, temiz sermaye olmaz."

     

    'Erdoğan uluslararası sorunları çözmek için ciddi adımlar atıyor'

     

    Rusya bugün İngiliz savaş gemisine Karadeniz'de uyarı ateşi açtı. Rusya son dönemdeki problemi aşacağını çok iyi biliyor, ABD ile. Ancak Rusya Karadeniz ve Suriye konularında, ki Türkiye'nin de dahil olduğu konular bunlar, tırnaklarını çıkarıyor. Suriye'de de İdlib'de bir hareketlilik var. Bu tür Batı'dan gelen hamlelere karşı hamle yaparak çok kolay geri adım atmayacağını söylüyor Rusya. NATO toplantısı ve alt düzey görüşmelerin sonucu şu ki, Erdoğan sorunlarını çözmek için ciddi adımlar atıyor. Bu Erdoğan'ın ömrünü uzatır mı, buna evet demek için çok erken. Başka parametreler var. Yoksulluk, toplumdaki rahatsızlıklar artıyor. Biz bu siyasi iktidarın ömrünü uzatır dersek, ABD'ye olduğundan fazla rol atfetmiş oluruz. Ama 6 ay öncesine göre ABD-Türkiye ilişkileri daha sorunsuz hale geldi. Afganistan'daki varlığı NATO bünyesiydedi. Havaalanında ise 6 yıldır işletmeci olarak var. Başkentte bir havaalanı stratejik de bir nokta. Bugün Akar 'asker göndermeye niyetimiz yok' dedi ama başka unsurlar da kullanılabiliyor artık bu durumlarda. İlla resmi ordular kullanılmıyor artık dünyada. Türkiye Afganistan'dan çıkmak istemiyor, böyle br gerçeklik var. Muhalefet 'ABD bizi zorluyor' diyor ama yok böyle bir şey. Libya, Suriye ve Afganistan'da radikal islamcılık ciddi bir olgu. Türkiye'nin Pakistan'la da derin bir ilişkisi var ve Taliban'ın Pakistan'la ilişkisi biliniyor.

     

    'Kaybeden aktörlerden birisi MHP'

     

    "Peker videolarıyla başlayan süreçte kaybeden aktörlerden birisi de MHP. MHP sanki bu konumlanışı sonsuza kadar sürecek gibi davranıyor, ayağının altının kayacağını hissedince herkese bağırıyor. Rusya ve Çin stratejisi, Biden ile yenilendi. Bu strateji tuhaf. Bir yandan özgürlükçü söylemlerle kendi demokrasinlerini cilalayıp, öte yanda çok militarist bir tutum alıyorlar. Burada iç siyaset açısından MHP'ye yer yok. Birinci derecede bir rol da yok bugünkü MHP'ye. 'Vatan için her tür demokrasi ortadan kaldırılır' ABD'nin anlayışıyla çelişiyor. Almanya'da bu 'bozkurtlar' dosyaları yeniden açılıyor. Almanya devleti bu 'bozkurtlar'ı kendi denetiminde himaye edip kullandı. Şimdi 'milli güvenliğimize tehdit' diyorlar. Demek ki MHP çizgisinin aşağı itilmesi gibi bir durum var. Faşist hareket her yerde gerektiğinde palazlandırılır. MHP'nin pozisyonu önemini yitiriyor şu anda. Bayrak sallama dönemi bitiyor.

     

    HDP il binasının basılıp bir HDP çalışanının öldürülmesi ve Bahçeli'nin açıklamaları Türkiye'nin nasıl bir siyaset iklimine getirildiğinin açık bir fotoğrafı. Türkiye'de faşizmin tarihi çok eski ve bu demogoji, söylem hiç değişmedi. Bu sistemin buna ihtiyacı var. Ülkede bunca sömürü, eşitsizlik varken sinir uçlarına hitap eden bir dile ihtiyaç var. Bu dil gerektiğinde çok büyük kitleleri korkunç çılgınlıklar doğrultusunda seferber etmeye yarıyor. 'Provokasyonlar olur sokağa çıkmayın' uyarılarının doğru olduğunu düşünmüyorum. Bunu engellemenin en güzel yolu örgütlü olmaktır. Ancak kaotik bir süreç var. Faşizm faşizmdir, hiçbir yerde meşruiyeti yoktur. Ya da laikliğin ayaklar altına alınmasının azı çoğu olmaz."

     

    'Tam bir sermaye karşıtlığı gerekiyor'

     

    "Solla birlikte iş yapmanın yollarını arıyoruz ama asıl mesele bir siyasi doğrultuyla yan yana gelmek. Bizim programımızın, hedeflerimizin bir bölümünü paylaştığımız başka yapılarla oralarda birlikte yürümemiz gerekiyor. Laiklikte, emperyalizm ve sermaye karşıtlığında delikler açıldı, artık ağzımız yandı. Neyle mücadele ettiğimiz bilinsin. Neden yan yana geldiğimizin net açık yanıtları olması gerekiyor. Bu kirli ilişkiler gösteriyor ki, gri alanda ilişkiler kuran epey bir kesim var. O zaman biz demeliyiz ki, biz şunu istiyoruz. Biz Millet İttifakının ne dediğini bilmiyoruz. Şimdi parlamenter sisteme dönüş diyorlar. Ama AKP o dönemde yaptı yapacağını. 'Laiklik demeyelim çok fazla, imam hatip demeyelim ürkütüyoruz'. Böyle diye diye kendimizi ürküttük şimdi 'bu ülke karanlığa gitti' diyoruz. Tam bir sermaye karşıtlığı gerekiyor. Herkes vuruyor Baran Korkmaz'a. Bu sistemin gerçek sahipleri ne olacak. Biz buradayız ve sağlam ilkeler etrafında bir arada olacağız.

     

    'İnsanların sadece dini ritüellerde sosyalleşmesini istiyorlar ama Türkiye buna sığmaz'

     

    Okuyan Erdoğan'ın hafta başında yaptığı saat 00.00'dan sonra müzik yasağı açıklamasıyla ilgili de şu değerlendirmede bulundu:

     

    "Müzisyenlerin örgütlenmesi hem ekonomik nedenlerle hem de sanatsal özgürlükle ilgili olarak gerekiyor. Biz bunun için üzerimize düşeni partili müzisyenler ve dostlarımızla yapmaya çalışıyoruz. Bu mücadele sürecek. Türkiye'de restoranlar kafeler kapalıyken şehirler arası yol üzerindeki mekanlarda sınırlama yoktu. Çünkü oralarda alkol yoktur. Bu da iyi bir kural tabii ki insanlar araç kullanırken alkol almasın diye. Ama bu İktidarın yolculuk yapanları düşündüğünü kimse söylemesin. Müzik meselesi de öyle. İnsanların sosyalleşmesini istemiyorlar. Sadece dini ritüellerde sosyalleşmesini istiyorlar ama Türkiye buna sığmıyor. Muhalefetin 'kulaklıkla müzik dinlensin' çözümünü geçelim. Dolayısıyla mücadele çok cephede sürecek, başka çaremiz yok. Biraz onlar makineyi dağıttılar. Bu büyük fırsat, Susurluk'ta değerlendirilemedi, kepazelikler arttı. Bu düzen dikiş tuttmuyor, kan ve kir üretiyor. TKP de buraya odaklanıyor. Erdoğan'a çağrımız bütün ihaleleri, satışları canlı yayınlasın. İhale yolsuzluğunun üzerine gidelim ama ihale neden yapılıyor buna da bakalım. İhale yasası neden defalarca değiştirildi bunun yanıtını versinler."

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Konforlu bir karavan kampı

    Türkiye’nin yerleşik düzende kurulu ilk doğa sporları ve etkinlikleri merkezi olan Bolu Aladağlar’daki MounTRrain Outdoor Club, karavan tatilleri için kapılarını açtı.

     

    Sarıçam ormanları içinde kurulu özel karavan kamp alanında, her karavana özel elektrik ve su tesisatı bulunuyor. Karavanseverler, tesisin restoran ve diğer hizmetlerinden de yararlanarak güvenli ve konforlu bir kampın tadını çıkarıyor. 

    Türkiye’nin yerleşik düzendeki ilk açıkhava spor, tatil ve aktivite merkezi olan Bolu Aladağlar’daki MounTRain Outdoor Club, sağlıklı, güvenli ve eğlenceli bir doğa tatili için kısa süre önce karavancılara kapılarını açtı. 

    1400 metrenin üzerindeki rakımı  ve bütünüyle doğa dostu yaklaşımıyla Bolu Aladağlar’da zümrüt yeşili sarıçam ormanları arasında kurulu olan Mountrain Outdoor Club, içinde doğal bir göl ve ormanların bulunduğu, 300 dönümlük alana sahip. Kent yaşamından kaçışı doğanın kucağında spor ve eğlence ile buluşturan tesis, çadır ve karavan kampları ile gerçek bir doğa tatili sunuyor. 

    Herşeyi ile düşünülerek tasarlanmış bir karavan kamp alanı

    Mountrain Outdoor Club’ın çam ormanları içine kurulu karavan alanında, elektrik, su ve gri su tesisatı her bir karavan için ayrı ayrı tasarlanmış. Böylelikle her karavan, bu hizmetlere sürekli ve sağlıklı bir şekilde ulaşabiliyor. Ayrıca karavancılar için büyük önemi olan bulaşık alanı, küçük bir market de tesisin içinde mevcut. Karavancılar, araçta yemek pişirmek istemediklerinde, tesisin restoranından, ayrıca duş ve tuvaletlerinden de yararlanabiliyor. Tesiste wi-fi da bulunuyor. . 

    Yüksek rakımda bilinçli doğa tatilinin ve kampçılığın özgün adresi ve doğaseverlerin buluşma noktası olan Mountrain Outdoor Club, yeşile doyacağınız, izole, güvenli ve hareketli bir bir tatil yaparken, doğada yaşamının tadını çıkaracağınız adres. 

     

    Dört Soruda Karavan Kampı

     

    Karavan tatili yapmak isteyenlerin en çok sorduğu dört soruyu,  Mountrain Karavan Kampı Yöneticisi Ali Tümay’a sorduk. 

    Nasıl karavan kampı yapabiliriz? 

    Karavan kampı temelde 2 model üzerinde uygulanır. İlki, “freecamping” denilen kampçıları daha özgür ve bağımsız kılan modeldir. İzin verilen bölgelerde herhangi bir alt yapı olmadan yapılan, tamamen doğal kamp modelidir. İkincisi ise kamp alanlarında yapılan kamplardır. Kamp alanlarında alt yapı hizmetleri, güvenlik ve tesiste bulunan diğer imkanlar ile kampçıların konfor alanlarının arttırılması amaçlanmıştır. 

     

    En güzel karavan kamp yerleri nasıl seçilir?

    Kamp yerinin seçimi, kişilerin tercih ve zevklerine göre değişir. Örneğin kar ve kış kampı seven biri buna yönelik bir kamp yeri seçerken, dağları ve yeşili sevenler buna uygun ormanlık alandaki kamp yerlerini tercih etmelidir.

    Karavan kamp için Bolu neden avantajlıdır?

    Bolu doğası bakımından Türkiye’nin sayılı coğrafyalarından bir tanesidir.Coğrafi konumu gereği Ankara ve İstanbul’a çok yakın olması, bu büyük şehirlerde yaşayan doğa sever kampçıların kolaylıkla ulaşabileceği bir bölge olarak tercih edilmesini sağlar. Dolayısıyla bir çok kampçı karavan rotaları arasında Bolu’yu ve yemyeşil doğası ile Aladağlar’ı farklı bir yere koymaktadır.

    Karavan kampı yaparken dikkat edilmesi gereken konular nelerdir?

    Bir kampın en önemli evresi, en baştaki planlama ve hazırlık safhasıdır. Hangi şartlarda, hangi coğrafyada, hangi mevsim koşullarında, kaç gün, kaç kişi ve nasıl bir rota takip edileceği sorularının iyi irdelenmesi ve buna göre hazırlık yapılması gerekir. Bu hazırlıkların başında karavan bakımı, rutin kontroller ve kullanılacak malzemelerin gözden geçirilmesi gelir. Tüm hazırlık aşamaları tamamladıktan sonra, yapılan plan dahilinde yolculuğa çıkılmalıdır.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Taraftar birikim yaparken spor kulübü kazanacak

    İyi bir futbol takipçisi olduğunu belirten İstinye Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Levent Sümer, Fibaemeklilik, Re-Pie Portöy Yönetimi ve Galatasaray Spor Kulübü ile birlikte hayata geçirilen “Galatasaray Emeklilik Planı” projesinde tüm kurumlarla beraber çalıştıklarını ve taraftarlar birikim yaparken, spor kulübünün de kazanacağını söyledi. Türkiye’de bir ilk olan bu plan sayesinde taraftarlar yüzde 25 devlet katkısı ile birikim yapmanın yanı sıra kulüplerin belirlediği çeşitli avantajlardan da yararlanabiliyor. Spor kulüpleri ise alternatif ve uzun vadeli bir gelir modeli elde etmiş oluyorlar.

     

    Bireysel Emeklilik Sistemine katılım Türkiye’de her geçen gün artıyor. Emeklilik Gözetim Merkezi’nin Mayıs verilerine göre, 12 milyon 657 bin 156 kişinin katıldığı fonlarda toplam birikim 183,7 milyar TL’yi buldu. Emeklilik fonlarına ilgi artmaya devam ederken, farklı ve alternatif yatırım ve finansman modelleri üzerine çalışmalar yürüten İstinye Üniversitesi (İSÜ) İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi (İİSBF) Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Levent Sümer, Fibaemeklilik ve Re-Pie ile spor kulüpleri taraftarları için yeni bir emeklilik modeli projesinde beraber çalıştılar. Bir yatırım ve finansman modeli olan projede kulüpler emeklilik ve portföy yönetimi şirketleri aracılığıyla kendi emeklilik planlarını oluşturuyor. Taraftarlar, futbolcular, kulüp yöneticileri ve üyeleri kısacası camianın tüm paydaşları bu emeklilik planından yararlanabiliyor. Bu plan sayesinde taraftarlar yüzde 25 devlet katkısının yanı sıra kulüplerin sağladığı avantajlardan da yararlanabiliyor. Sadece taraftarlar değil, isteyen herkes bu plana katılabiliyor. Spor kulüpleri ise alternatif ve uzun vadeli bir gelir modeli elde ediyorlar. Dünyada ve Türkiye’de bir ilk olma özelliğini taşıyan projeyi Türkiye’de uygulayan ilk kulüp ise Fibaemeklilik ve Re-Pie Portföy Yönetim işbirliği ile Galatasaray Spor Kulübü oldu.

     

    Fon yönetim bedeli spor kulübü ile paylaşılıyor

     

    Spor kulüpleri adına kurulan emeklilik fonlarına katılanlardan toplanacak katkı paylarının yatırıma yönlendirilmesi portföy yönetimi şirketleri tarafından gerçekleştiriliyor. Fon sayesinde kulüp bir gelir elde ederken taraftar da birikimini kulübüne özel fonda değerlendirerek hem kulübüne destek oluyor hem de taraftara özel avantajlardan yararlanabiliyor. Proje ayrıca emeklilik fonu içerisinde yer alan yatırım enstrümanlarının doğrudan veya dolaylı olarak kulübe fayda sağlayan araçlardan seçilmesine imkân sağlayarak spor kulübünün getirisini artırmaya da olanak sağlıyor.

     

    “Kendi içerisinde dönen bir ekosistem”

    Doktora tezinde de finansmana vatandaşın ortak olduğu ve bunun gelirinden vatandaşın faydalandığı bir mekanizma ile kendi içinde dönen bir ekosistem kurguladığını belirten Dr. Sümer, ‘’Şimdi Fibaemeklilik’in sektördeki deneyimi, hizmet anlayışı ve yaklaşımı ve Re-Pie Portföy Yönetimi’nin fon yönetim tecrübesi ile Galatasaray Spor Kulübü yönetiminin inanması ile başlayan bu proje ile tezimde belirttiğime benzer bir ekosistemin piyasada gerçekleşmiş olmasından mutluluk duyuyorum. Spor kulüpleri, maddi zorluklarını bu projenin yarattığı ekosistem ile aşabilir; şimdi tüm Galatasaray taraftarlarının emeklilik birikimlerini bu planda değerlendirme zamanı” dedi.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • İşitme kaybı tedavi edilmezse Alzheimer’i tetikliyor

    İşitme kaybı her yaş grubunda görülebiliyor. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yahya Güldiken’in aktardığına göre Türkiye’de yapılan istatistiklerde her 1000 doğumda 1 ila 3 oranında ileri ve çok ileri derecede işitme kaybına sahip çocuk var. İşitme kaybına sıklıkla uzamış sarılığı bulunan, erken dönemde yoğun bakım ihtiyacı gözüken ve tüp bebek tedavisiyle dünyaya gelen çocuklarda ve 65 yaş üzerinde rastlanıyor. Tedavi edilmeyen işitme kaybı; içe kapanma, günlük aktivitelerde azalma ve sosyal ilişkilerde problemlere yol açarken, demans ve alzheimer gibi hastalıklara da sebebiyet veriyor.

     “İşitme cihazından yeterli faydayı göremeyenlere çözüm koklear implant”

    İşitme cihazlarının daha çok hafif, orta, orta-ileri derecedeki işitme kayıplarında, konuşmayı anlama performansı yüzde 50 ve üzerinde olan kişilerde kullanıldığını belirten Güldiken, konuşmayı anlama performansı yüzde 30’un altına düşen, işitme cihazından da yeterli fayda göremeyen ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan hastalar için en iyi çözümün koklear implant olduğunu ifade etti. 

     “4 yaşını doldurana kadar her iki kulağın implantlanması SGK kapsamında”

    İmplantın doğru zamanda yapılması gerektiğine, özellikle 3 yaşından önce implantlanan çocukların normal işiten sağlıklı bireylerle aynı konuşma, işitme becerisine sahip olduğuna dikkat çeken Güldiken, “Bebeklerde 1 yaşını doldurduktan sonra, çocuklarda da 4 yaşını doldurana kadar, ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı tespit edildiğinde koklear implant, devlet güvencesiyle SGK tarafından iki kulakta da karşılanıyor. 4 yaşından sonra konuşma becerisinin sağlanmasını takiben (post-lingual dönemde) herhangi bir sebeple her iki kulakta da oluşacak ileri ve çok ileri derece sensörinöral işitme kaybı yaşayan bireylerde ise tek kulağın implantlanması SGK kapsamında oluyor” dedi.

    Hasta anatomisine göre implant

    Hastanın anatomik durumu, implant seçiminde önemli rol oynuyor. Güldiken, implant öncesinde odyolojik değerlendirmenin yanı sıra radyolojik değerlendirmelerin de yapılması gerektiğini, hastanın radyolojik değerlendirmesinde anomali olup olmamasının seçilecek implantın tipini de belirleyeceğini kaydediyor. Örneğin, iletim tipi bir işitme kaybı olan, her iki kulaktan operasyon geçirmiş veya dış kulak anomalisi sebebiyle normal işitme cihazı kullanamayacak kişilerde, sesi kemik yoluyla doğrudan iç kulağa gönderen, kemiğe implante işitme çözümleri tercih edilebiliyor. 

    “Herhangi bir yaş sınırı yok”

    İşitme kaybı tedavisinde teknolojinin oldukça geliştiğini söyleyen Güldiken, “2008 yılından sonra 4-5 saati bulan ameliyat sürelerini yaklaşık 1-1,5 saate indirdik. Çocuk hastalarda ameliyat sonrası bir gecelik yatıştan sonra birinci ayda implantın ses işlemcisinin aktivasyonunu gerçekleştiriyoruz. Tercih edilen markanın odyologları tarafından ayarları yapılıyor. Koklear implant için herhangi bir yaş sınırımız yok. Ameliyat endikasyonu olan, ameliyat olmasına engel teşkil eden bir durumu olmayan her hasta koklear implantın faydasını görüyor” diye ifade etti.

    Cochlear Hakkında:

    Cochlear implante edilebilir işitme çözümlerinde dünya lideridir. Şirket 4.000'den fazla kişi ile küresel bir işgücüne sahiptir ve araştırma ve geliştirme alanında her yıl 180 milyon dolardan fazla yatırım yapmaktadır. Ürünler, koklear implantlar, kemik iletimli implantlar ve sağlık profesyonellerinin orta ve şiddetli işitme kaybı türlerini tedavi etmek için kullandıkları akustik implantları içerir. Cochlear, 1981 yılından bu yana, 180'den fazla ülkede her yaştan insanın duymasına yardımcı olan 600.000'den fazla implante edilebilir cihaz sağlamıştır.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • EY Türkiye 2021 Vergi Maratonu Yarışması başladı

    Bu yıl altıncısını düzenlediği yarışmayla geleceğin yeteneklerini keşfetmeyi amaçlayan EY Türkiye, vergi alanında kariyer yapmayı hedefleyen gençlerin başvurularını 31 Temmuz 2021 tarihine kadar kabul edecek. Finale kalan tüm adaylar EY Türkiye’de staj imkânı için değerlendirilecek ve yarışmanın birincisi para ödülünün yanı sıra 20’den fazla ülkenin katılımıyla düzenlenecek “Yılın Genç Vergi Profesyoneli" yarışmasında Türkiye'yi temsil edecek

    Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY (Ernst & Young) Türkiye’nin, gelecek nesil vergi profesyonellerinin yeteneklerini bugünden keşfetmek ve kariyer fırsatlarını tanıtmak amacıyla bu yıl altıncısını düzenlediği Vergi Maratonu Yarışması’nın 2021 yılı başvuru süreci başladı. 

    Yarışmanın birincisi, 7.000 TL’lik para ödülünün yanı sıra yurt dışında gerçekleşecek “Yılın Genç Vergi Profesyoneli" (Young Tax Professional of the Year) yarışmasında ülkemizi temsil etme hakkı kazanacak. Yarışmanın ikincisi 4.000 TL, üçüncüsü ise 2.000 TL ile ödüllendirilecek. 

    Yarışmada finale kalan tüm adaylar EY Türkiye’de staj imkânı için değerlendirilecek ve EY Türkiye'nin vergi bölümü profesyonelleriyle birebir çalışma fırsatı yakalayacak. 

    Jürinin yapacağı değerlendirmenin ardından finalistler belli olacak ve final sunumları gerçekleştirilecek. Ekim 2021’de online olarak düzenlenecek final etkinliğinde birinci, ikinci ve üçüncü olan yarışmacılar açıklanacak. 

    Yılın Genç Vergi Profesyoneli Yarışması hakkında

    20’den fazla ülkenin katılımıyla gerçekleşen “EY Young Tax Professional of the Year” finaline farklı bilgi birikimi ve tecrübelere sahip uluslararası vergi profesyonelleri katılıyor. Yarışma, katılımcılar için farklı kültürlerle tanışma, vaka analizleri ve mülakatlar ile deneyim kazanma fırsatı sunuyor.

    Young Tax Professional of the Year – Yılın Genç Vergi Profesyoneli yarışmasına katılacak ülkeler arasında Avusturya, Belçika, Çin, Danimarka, Mısır, Finlandiya, Fransa, Almanya, Hong Kong, Macaristan, Hindistan, İtalya, Lüksemburg, Kazakistan, Malezya, Hollanda, Nijerya, Norveç, Pakistan, Portekiz, Romanya, Rusya, İspanya, Güney Afrika, İspanya, İsveç, İsviçre, Tayvan, Türkiye, İngiltere ve Ukrayna yer alıyor.

     

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Kaleseramik Genel Müdürü Altuğ Akbaş: “Seramiğin geldiği son noktayı dünyaya yeniden tanıtacağız”

    Uluslararası seramik sektörünün ülkemizdeki lider markası Kaleseramik, ABD pazarı özelinde dünyanın en önemli ihtisas fuarı olarak kabul edilen Coverings 2021’e katılmaya hazırlanıyor. Kaleseramik fuarda, prestijli markalarının en yeni ve seçkin koleksiyonları ile birlikte, özgün mimarinin vazgeçilmez malzemesi Kalesinterflex’ten doğan yeni ürün grubu T-One by Kale’yi de tüketici ve profesyonellerin beğenisine sunacak. 7-9 Temmuz tarihlerinde Orlando’da gerçekleşecek olan Coverings Fuarı, seramik sektörünün küreseldeki en önemli buluşma noktası olarak kabul ediyor. 

     Türkiye’nin lider Avrupa’nın 4’üncü dünyanın ise 15’inci büyük seramik karo üreticisi Kaleseramik, Amerika’nın en büyük ve dünyanın en önemli seramik fuarları arasında gösterilen Coverings Fuarı’nda, yaşam alanlarını yeniden tasarlayan doğa dostu, yenilikçi ürünleriyle geleceğin mimarisine ışık tutmaya hazırlanıyor.

    Her biri alanında öncü markalar olan Kalebodur, Çanakkale Seramik, Edilcuoghi, Edilgres ve T-ONE by Kale’nin yenilikçi ürünlerini dünya pazarına sunmaya hazırlanan Kaleseramik, yeni koleksiyonlarıyla birlikte, özellikle seramik sektöründe devrim niteliği taşıyan Kalesinterflex ürünüyle de fuarın ilgi odağı olmayı hedefliyor. Fuarda; seramiğin konvansiyel kullanımını genişleten ve kullanıcılara sınırsız yaratıcılığın kapılarını açan Kalesinterflex’in, yeni kullanım alanları öne çıkacak.

    “Amerika’ya geleceğin mimarisini götürüyoruz”

    Teknolojinin sürekli geliştiği, inovasyon ve sürdürülebilirliğin her geçen gün daha da öne çıktığı yapı malzemeleri sektöründe, Ar-Ge’nin önemine dikkat çeken Kaleseramik Genel Müdürü Altuğ Akbaş, “Hepimiz sadece Kaleseramik’in değil, tüm Kale Grubu’nun Ar-Ge’deki başarısıyla gurur duyuyoruz. Çünkü Ar-Ge’yi daima bizi geleceğe taşıyacak önemli bir köprü olarak, görüyoruz. Bugün; Kaleseramik Ar-Ge Merkezi’mizde, sektöre yön verecek, inovatif ürünlerin tasarımı ve geliştirilmesinin yanında sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda; atıkların önlenmesi, hammaddeden son ürüne malzeme ve süreç iyileştirmeleri, gibi birçok projeyi yürütüyoruz. 

    Dünyada, Kalesinterflex (porselen levha) teknolojisine yatırım yapan ve bu teknoloji ile üretime geçen ilk şirketiz.  Yaklaşık 16 yıldır, insan, teknoloji ve tasarım odaklı yaptığımız geliştirmeler sayesinde; 3, 5 ve 6 milimetre incelik, 100×300, 120×360 santimetre boyut alternatifleri ile Türkiye’nin en ince, en büyük boyutlu ve esneyebilen seramik karosu Kalesinterflex’in üstün özelliklerini kullanarak, sektöre pek çok yenilikçi ürün kazandırdık. Özellikle son olarak geliştirdiğimiz yeni ürün grubumuz T-ONE by Kale ürünleri ile Kalesinterflex’i yaşayan mekanların yenilikçi yüzü haline getirdik. Bugün gelinen noktada ise, dünyanın en büyük seramik karo üreticisi Çin başta olmak üzere birçok ülkeye ihraç ettiğimiz Kalesinterflex, mutfaklarda tezgâh, banyolarda mobilya, yaşam alanlarında masa, TV ünitesi hatta duvar tablosu gibi geniş bir ürün yelpazesiyle pek çok farklı alanda kullanılıyor. Kalesinterflex, kullanım alanlarının artmasıyla hem sektörümüzün önünü açıyor hem de bizim uluslararası arenadaki en önemli oyunculardan biri olma rolümüzü daha da güçlendiriyor” dedi.

    “Küresel pazarda büyümeyi hedefliyoruz”

    Seramik sektörünün, ülkemizin gerek üretim gerekse de ihracat noktasında dünyada söz sahibi olduğu sektörlerden bir tanesi olduğunu vurgulayan Altuğ Akbaş, “Türkiye’nin, bugün dünya seramik liginde en önemli oyuncular arasında yer almasında Kaleseramik, büyük ve öncü bir role sahip. Kaleseramik olarak, dünyanın dört bir yanına ihracat yapan, büyüme hedeflerinde de yine küresel pazara odaklanan, ülkemizin bu alanda da lider ve en güçlü markasıyız. Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, 100’ü aşkın ülkeye 100 milyon doların üzerinde ihracat yapıyoruz. Bununla birlikte stratejik öneme sahip ülkelere olan ihracatımızı daha da artırmayı amaçlıyor ve attığımız önemli adımlar ile hedeflerimize aynı kararlılıkla yürümeye devam ediyoruz. Uluslararası pazarlarda büyümek için; ürün yelpazesi, yüksek kalite standartları, uluslararası tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılama gibi unsurlar önemli bir yer tutuyor.  Biz de bunun bilinci ile Amerika ve Avrupa’da pazarlama ve satış yapacak, bölgesel ofisler kurma çalışmalarımızı sürüyoruz” diye konuştu.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Kalamış sahili bizimle güzel

    Kalamış Yat Limanı’nın ardından Kalamış Yelken Kulübü için de özelleştirme kararı alınması üzerine Kadıköy Belediyesi “Çünkü Kalamış’ın Geleceği Bizimle Güzel” sloganlıyla kampanya başlattı.

    Fenerbahçe Adası’nda bulunan Fenerbahçe Yat Limanı için 10 yıl önce başlatılan özelleştirme süreci devam ederken, 12 Mayıs 2021 tarihinde Resmi Gazete’de aynı yere ilişkin bir özelleştirme kararı daha yayınlandı. Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile yine Fenerbahçe Adası’nda bulunan 3 dönümlük Kalamış Yelken Kulübü’nün arsasının 31 Mayıs 2025 tarihine kadar özelleştirileceği duyuruldu.  Alınan özelleştirme kararına sert tepki gösteren Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, “Kimse buraya ‘çökmesin’ diye, Kadıköy Belediyesi olarak yeşil alanı korumak şartıyla biz talibiz.” açıklamasında bulunarak sürecin takipçisi olacağını duyurmuştu. Odabaşı’na siyasetçiler, belediye başkanları, gazeteciler, sanatçılar, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar da hem alanlarda hem de sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşım zinciriyle destekte bulunmuştu. 7 Haziran tarihli Kadıköy Belediye Meclis toplantısında da, ihale teknik şartnamesini almak, bunun için teminat ödemesi yapmak ve ihaleye katılmak için Başkan Odabaşı’na oy birliğiyle yetki verilmiş ve konuya ilişkin süreç başlatılmıştı. 

    BURASI BİSİM YUVAMIZ, BURASI BİZİM SAHİLİMİZ

    Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, sosyal medya hesaplarından yaptığı video paylaşımıyla “Kalamış Sahili Bizimle Güzel” diyerek, bir kampanya başlattıklarını duyurdu. Kampanya çerçevesinde, açık hava mecralarında “Kalamış’ı Betona Teslim Etmiyoruz; Çünkü Kalamış’ın Geleceği Bizimle Güzel” sloganıyla sergilenen görsellerle farkındalık oluşturulacak ve kamuoyunun hafızası canlı tutulacak. Başkan Odabaşı kampanya için Kalamış Parkı’nda yaptığı açıklamasında, Kadıköylüleri yuvalarına sahip çıkmaya davet ederek “Burası bizim yuvamız, burası bizim sahilimiz.” dedi. 

    TÜM KADIKÖYLÜLERİ YUVALARINA SAHİP ÇIKMAYA DAVET EDİYORUM

    Odabaşı sözlerini şöyle sürdürdü: 

    “Kalamış sahili, çok uzun yıllardır Kadıköy’e ait, Kadıköylüler’e ait. Şimdi bu sahili kendi halkına kapatmak, özelleştirmek istiyorlar. Her bir metrekaresini bir başkasına pazarlamak istiyorlar. Halkın kaybetmesini umursamıyorlar. Burası Kalamış. Hepimizin özgürce nefes aldığı, tazelendiği, denizin yeşille bir araya geldiği bizim Kalamış sahilimiz. Ve biz bugün diyoruz ki, Kalamış sahili mavidir, yeşildir; gri ve beton değil. Kalamış sahili halkındır, başkasının değil. Talancının, rantçının hiç değil. Biz Kalamış sahilinin sahibi olan halkız. Bize ait olan bu güzel alanı kaybetmeye karşı çıkıyoruz. Denizimiz ölüyor, sahillerimiz betonlaşıyor. Gözü dönmüş, delirmiş halde kapıldıkları para hırsı, yaşamımızı elimizden alıyor. Ancak bilimkurgu-korku filmlerinde olur dediğimiz olaylar artık gündelik hayatımızın içinde yaşanıyor. Bu insanlara, bu hırsa, bu deliliğe izin vermiyoruz. Burası bizim yuvamız, burası bizim sahilimiz. Tüm Kadıköylüleri yuvalarına sahip çıkmaya davet ediyorum. Biz buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz. Betona hayır. Kalamış Sahili Bizimle Güzel!”

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Alkol tüketiminde aşırılık ağız kanserine neden oluyor

    Birçoğumuz için her saatte bir kişinin ağız kanserinden öldüğü gerçeği şaşırtıcı gelebilir. Her ne kadar ağız kanseri diğer kanser türleri arasında en masumu olarak bilinse de aslında durum sandığımızın tam tersidir. Diğer kanser türlerine nispeten daha ölümcüldür ve önemsemediğimiz belirtiler istenmeyen sonuçlara davetiye çıkarabilir. Avrasya Hastanesi Radyasyon Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Vecdi Ertekin Ağız kanseri hakkında bilinmesi gerekenleri sizler için anlattı.

    Bedeniniz yalan söylemez, bu belirtilere dikkat edin!

    Birçoğumuz hayatımızın herhangi bir döneminde ağız sağlığımızı tehdit eden problemlerle karşılaşmışızdır. Basit gibi görünen lezyonlar belki de ciddi bir hastalığın habercisi olabilir. Ağız kanseri kimi zaman herhangi bir belirti göstermezken kimi zaman da kişinin hayatını olumsuz etkileyecek belirtiler gösterir. Hastalık; ağız boşluğunda, dilde, dişte, diş etinde, dudakta ya da orofarenks dediğimiz ağızın gerisinde yer alan bölgede meydana gelir. Özellikle 45 yaş üstü bireylerde ve erkeklerde görülme sıklığı oldukça fazladır. 

    • Ağız içinde, dilde ya da diş etinde beyaz veya kırmızı lekelenmeler,
    • Boyunda şişlik ve yutkunmada zorlanma,
    • Dil ve çenede hareket zorluğu,
    • Ağızda ağrı, uyuşukluk,
    • Dişlerde hassasiyet ve ani diş kaybı,
    • Seste değişiklik,
    • Kanamaya yol açan ve tekrarlayan yaralar belirtiler arasında sayılabilir ve ardından kanser görülme riski olasıdır. Ertelemeden uzman bir hekime gidilmelidir. 

    Tütün mamulleri, tehlike unsurları arasında yine ilk sıralarda…

    Ağız kanseri bulaşıcı değildir ancak bazı faktörler kanser oluşumunu dolaylı da olsa etkilemektedir. Özelikle tütün kullanımı, ağız kanseri sebeplerinin başında gelmekte ve tütün mamullerinin tüketimi kanser riskini arttırmaktadır. Ağız kanseri riskini arttıran bir diğer faktör ise alkol kullanımıdır. Alkol alımının çokluğu ile risk doğru orantılı olarak artmaktadır. Dudak kanserinde de önemli bir payı bulunan güneş ışınları sigara tiryakileri için önemli bir risk faktörüdür. Ailede kanser öyküsü olması da hem diğer kanser türlerinde hem de ağız kanserinde oldukça etkili olmakta ve kansere yakalanma riskini arttırmaktadır.

     

     

     

    Tedavi yöntemi hastaya göre değişkenlik gösteriyor

    Ağız cerrahı ve diş hekimlerinin de dahil olduğu uzmanlardan oluşan bir ekip, teşhis konulduktan sonra her bir hastanın ihtiyacına yönelik bir tedavi planı geliştirirler.  Genelde en başarılı yöntem cerrahidir. Böylelikle hastalığa sebep olan parça vücuttan uzaklaştırılmış olur. Ardından hastalığın evresi, hastanın genel sağlık durumu ve patoloji sonuçlarına göre kanser hücrelerini öldürmek için X ışınları ve protonlar gibi yüksek enerjili ışınların kullanıldığı bir yöntem olan radyasyon tedavisi uygulanır. Bu tedavi yöntemi genelde tek başına kullanılmaz. Daha etkili olabilmesi için kimyasal bir yöntem olan kemoterapi ile birlikte uygulanır. 

    Tüm hastalıklarda olduğu gibi etkili bir tedavi sonucundan bahsedebilmek için erken teşhis çok önemlidir ve ihmallerin bu tür ciddi hastalıklara neden olabileceği unutulmamalıdır. 

    Önleminizi alın, tehditlere karşı hazırlıklı olun

    Her yıl binlerce insana kanser tanısı konulmakta ve gün geçtikçe artan hasta sayısı kuşkusuz hepimizi tedirgin etmektedir. Bu noktada özellikle vücudumuzun verdiği sinyalleri önemsemek erken teşhis ve tedavi için oldukça önemlidir. Peki, ağız kanserinde risk faktörlerini ortadan kaldırmak için neler yapılabilir? 

    Bunlar;

    • Sigara gibi tütün ürünlerinin kullanımı ağız kanseri nedenlerinin başında gelir demiştik. Dolayısıyla sigaradan uzak durulmalı ve tütün çiğnenmemelidir,
    • Alkol kullanımında aşırıya kaçmamaya ve özelikle sigara ile birlikte tüketmemeye dikkat edilmelidir,
    • Meyve ve sebze tüketimi, sağlıklı yiyeceklerin tüketimi diğer tüm hastalıklarda önemli olduğu gibi ağız kanserini önlemede de son derece önemlidir,
    • Düzenli olarak ağız ve diş bakımı yaptırılmalı ve diş hekimine gidilmelidir,
    • Ağızda gelişen herhangi bir lezyon varsa ihmal edilmeden tedavi edilmelidir. Çünkü önemsenmeyen basit yaralar ileriki dönemlerde ciddi sorunlara neden olabilmektedirler. 

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • SmartMessage Yönetim Gücüne Güç Katıyor

    Geliştirdiği teknolojiler ile dünya çapında birçok kuruma çok kanallı iletişim platformu sunan SmartMessage, üst düzey atamalar ve terfilerle yönetim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. 

    Şirketlerin hedef kitleleriyle olan iletişimlerinde yüksek verimlilik sağlayan, çok kanallı pazarlama ve müşteri deneyimi platformu sunan SmartMessage, iki deneyimli ismi kadrosuna kattı. Pepsi Bottling Group, Kraftfoods International, Netaş ve Çelebi Havacılık Holding gibi uluslararası tanınmış markalarda insan kaynakları yönetimi, iç iletişim ve global akademi gibi süreçlerde 20 yıla yakın deneyime sahip Evren Erçek, SmartMessage kadrosuna katıldı. Marmara Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetimi Yüksek Lisans Programı, Adler Koçluk, Dale Carnegie Eğitmenlik ve TDC Assessor sertifikalarına sahip olan Erçek, CHRO (İnsan Kaynakları Bölüm Başkanı) olarak göreve başladı.

    SmartMessage kadrosuna katılan bir diğer tecrübeli isim ise Mehmet Kış oldu. Kış, SmartMessage ailesine katılmadan önce, 17 yılı aşkın süre Vakıfbank, Ziraat Teknoloji, InterTech ve Maersk Line gibi önemli şirketlerde teknoloji ekiplerine liderlik etti. Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden yüksek lisans derecesine sahip olan Mehmet Kış, SmartMessage’da CTO (Teknoloji Bölüm Başkanı) olarak görev alıyor.

    SmartMessage’da İki Yeni Terfi

    SmartMessage’da uzun süredir başarıyla görev alan iki isim de terfi ederek yeni sorumluluklara sahip oldu. İki seneyi aşkın Global Satış ve Pazarlama Direktörü olarak görev alan Kerim Alain Bertrand Global CSO (Global Satış Bölüm Başkanı) pozisyonuna terfi etti. Bertrand, SmartMessage yolculuğundan önce yirmi yıldan fazla süre FinTech, MarTech ve PropTech gibi spesifik teknoloji konularında hizmet sunan firmalarda üst düzey yönetici olarak görev aldı. 8 yıldır Türkiye Satış Direktörü olarak görev yapan Sevil Özkan ise Türkiye CSO (Türkiye Satış Bölüm Başkanı) görevine getirildi. İletişim sektörü geçmişi de olan Özkan, SmartMessage’dan önce görev yaptığı teknoloji şirketlerinde yönetici pozisyonunda önemli çalışmalar yürüttü.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Sosyal Medya Futbol Kulüplerinin Hisse Senedi Fiyatlarını Tahmin Edebilir mi?”

    Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi tarafından yapılan bir çalışma, sosyal medyanın maç öncesi beklentilerinin ve yatırımcıların hisse senedi fiyatı tahmininde güçlü bir gösterge olduğunu ortaya koydu

     

     Çalışma; Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Altuğ Tanaltay liderliğinde Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Nihat Kasap ile Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Raha Akhavan-Tabatabaei ve Sabancı Üniversitesi İş Analitiği Yüksek Lisans Programı Mezunu ve Alibaba Travels Co. Şirketinde İş Analitiği Takım Lideri Amirreza Safari Langroudi tarafından gerçekleştirildi

     

    Futbol endüstrisi, pandemi dönemine kadar her yıl büyüyen ve gelişen sektörlerden biri durumundaydı. Birçok sektörde olduğu gibi futbol endüstrisi de bu dönemden olumsuz etkilendi. Pandemi öncesinde Türkiye’de futbol endüstrisi son 10 yılda 5 kat büyümesinin yanı sıra, 2.5 milyonu geçen taraftar sayısı ile 400 milyon dolarlık pazar hacmine ulaşmıştı. Türk futbolunun 4 büyük kulübü Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor hisseleri 2000’li yılların başından beri Borsa İstanbul’da işlem görüyor. Doğal olarak bu tür borsalarda işlem gören kulüpler de hem sportif alanda hem de finansal pazarlarda risklerle karşılaşabiliyor. Bir futbol kulübünün genel performansı direkt olarak sahadaki başarısından etkileniyor. Doğal olarak, bir maçın kazanılması veya kaybedilmesi ilgili kulübün hisse fiyatlarının artması veya azalması ile sonuçlanıyor. Aynı zamanda, sahada başarılı olan bir takımın popülerliği de artacağı için, borsa dışı mağazacılık, reklam ve yayın gelirlerinin de arttığı biliniyor. 

     

    Sabancı Üniversitesi tarafından yapılan yeni çalışma ise böyle büyük bir pazarı sosyal medyanın nasıl etkilediğini gösterdi. Sosyal medyanın maç öncesi beklentilerinin ve yatırımcıların hisse senedi fiyatı tahmininde güçlü bir gösterge olduğunu ortaya koyan çalışma; Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Altuğ Tanaltay liderliğinde, Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Nihat Kasap, Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Raha Akhavan-Tabatabaei ve Sabancı Üniversitesi İş Analitiği Yüksek Lisans Programı Mezunu ve Alibaba Travels Co. Şirketinde İş Analitiği Takım Lideri Amirreza Safari Langroudi tarafından gerçekleştirildi.

     

    ÇALIŞMANIN AMACI

     

    Tanaltay, “Bildiğimiz şirketler gibi çalışan ve birden çok iş alanında faaliyet gösteren futbol kulüplerinin genel başarısı yalnızca sportif performansı ile değil, aynı zamanda finansal performansı ile de ilgilidir. Finansal performansın da en önemli göstergelerinden biri kulüplerin borsalardaki performanslarıdır. Bu çerçevede amacımız karar vericilerin sorularına yanıtlar aramaktır” dedi. 

     

    Çalışmada; futbol kulüplerinin hisse senedi fiyatlarının tahmininde maç sonuçları, maç öncesi beklentiler veya maç önemi verilerine dayanan üç ayrı yöntem kullanıldı. Altuğ Tanaltay, çalışmaya dair şu değerlendirmeyi yaptı:
     

    Maç öncesi beklentiler açısından bakıldığında, bahis oranlarının yatırımcıların yönelimleri ile ilgili önemli bir gösterge olduğu ortaya çıkıyor. Bu çalışmamızda, maç öncesi beklentilerinin bir başka göstergesi olarak Twitter verilerinden çıkan duyguları dahil etmeyi öneriyoruz ve dört büyük Türk futbol takımının maç sonuçları, sosyal medyadaki bu takımlar ile ilgili oluşmuş duygular ve hisse senedi getirileri arasındaki bağlantıları analiz ediyoruz. Bulgularımız, sosyal medyanın maç öncesi beklentilerinin ve yatırımcıların hisse senedi fiyatı tahminindeki düşüncelerinin güçlü bir göstergesi olduğunu ortaya çıkarıyor.”

     

    Tanaltay, çalışmaya ilişkin şu bilgileri aktardı: 

     

    “Twitter üzerinde 2017-2019 yılları arasında topladığımız 4 büyük kulüp ile ilgili 13 milyon mesajdan elde ettiğimiz metinsel veriden takımlar ile ilgili günlük duygu endekslerini hesaplamakta kullandık. Bunun yanında 2004-2019 yılları arasında oynanmış 800 maçın sonuçları ve bu maçlar ile ilgili bahis sitelerinde yayınlanan bahis oranlarını da kullanarak, kulüplerin halka arzdan itibaren hisse senetleri fiyatları üzerinde fiyatların ne kadar değişeceğini ve değişimin yönünü ayrı ayrı matematiksel modeller kullanarak tahmin etmeye çalıştık.”

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • 12 Dernek Temsilcisi ile Gölbaşı İçin Omuz Omuza…

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Milletvekili Prof. Dr. Mevlüt Karakaya ve Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek Gölbaşı İl Hemşeri Dernekleri ile kahvaltıda bir araya geldi. 

    Toplamda 12 dernek temsilcisinin katıldığı organizasyonda Gölbaşı’nda hayata geçen ve geçecek projeler masaya yatırıldı. Toplantıda Başkan Ramazan Şimşek, göreve geldiği bugüne kadar yapmış olduğu hizmetleri yer anlatırken; Gölbaşı’nda hayata geçirmeyi planladığı diğer projeler için de destek istedi. Özellikle salgın sürecinde hem belediye personelinin hem esnafın hem de vatandaşın maddi ve manevi yanlarında olduklarını ifade eden Başkan Ramazan Şimşek “Gölbaşı bizim yaşadığımız, doğduğumuz büyüdüğümüz yer. İlçemizi, el ele vererek hak ettiği yere getirmemiz gerekiyor. Gölbaşımız güzellikleri ve konumu ile daha iyi yerlerde olmayı hak ediyor. Tek taşla duvar olmaz. Sizlerin desteği ile hep birlikte Gölbaşımızı bir yerlere geleceğiz” dedi. 

    Esnafa yönelik hayata geçirdikleri 1000 TL’lik nakdi destek yardımı ile 3 günde 1500 esnafa can suyu olduklarını söyleyen Başkan Ramazan Şimşek “BGMP ile Gölbaşı, Ankara hatta Türkiye’nin en değerli ilçesi olacak” açıklamasında bulundu. 

    Gölbaşı kavramı değişiyor

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Milletvekili Prof. Dr. Mevlüt Karakaya ise Gölbaşı kavramının değiştiğini ifade ederek “Gölbaşı artık Konya Yolu’nun iki tarafından fazlası. İlçemiz sağlı sollu büyüyor. Çok yakında çalışmaları başlayacak olan BGMP ile Gölbaşı’nı bir bütün olarak ele alacağız” diye konuştu. Geçmiş dönem belediye başkanlarına da çalışmaları sebebiyle teşekkür eden Karakaya sözlerini şöyle noktaladı: “Gölbaşı’nın kimliğini yeniden oluşturuyoruz. Bu noktada da çalışmalarımız olacak. İnşallah kısa sürede çalışmalarımızı Başkanımız Ramazan Şimşek ile tamamlayacağız.”

    Gölbaşı Ardahanlılar Derneği, Gölbaşı Artvinliler Derneği, Gölbaşı Bayburtlular Derneği, Gölbaşı Çankırılılar Derneği, Gölbaşı Çorumlular Derneği, Gölbaşı Gümüşhaneliler Derneği, Gölbaşı Kars Ardahan Iğdır Derneği, Gölbaşı Kırıkkaleliler Derneği, Gölbaşı Kırşehirliler Derneği, Gölbaşı Samsunlular Derneği, Ankara Seğmen Kulübü Gölbaşı Şubesi, Gölbaşı Yozgatlılar Derneği temsilcileri ise; birlikte hareket etmeye gayret ettiklerini aktararak, sıkıntı ve mutluklarını Prof. Dr. Mevlut Karakaya ve Belediye Başkanı Ramazan Şimşek ile paylaştıklarını dile getirdi. “Gölbaşı hepimizin” diyen temsilciler bundan sonraki süreçte de omuz omuza çalışma gayretinde olacaklarını söyledi. 

    Sivil toplum kuruluşlarının tek çatı altında olma isteklerini de dinleyen Şimşek “Proje geliştirilip sizlere yer tahsis edilmesi hususunda çalışmalarımızı hızlandıracağız” diyerek müjdeyi verdi. 

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • IAB TR Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mahmut Kurşun IAB Avrupa Yönetim Kurulu’na bir kez daha seçildi

    Dünyada 48 ülkede dijital reklamcılığın gelişmesi için faaliyet yürüten IAB (Interactive Advertising Bureau)’nin Avrupa merkezi olan IAB Europe’un bu yılki yönetimine IAB Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mahmut Kurşun tarafından temsil edilen IAB Türkiye üst üste 5. kez seçildi.

     

    IAB TR gerçekleştirdiği faaliyetler ile Avrupa dijital pazarındaki yerini güçlendirirken IAB Avrupa’nın yönetimindeki yerini de sağlamlaştırmaya devam ediyor. IAB TR Yönetim Kurulu üyesi Dr. Mahmut Kurşun önümüzdeki iki yıl için IAB Avrupa’nın Yönetim Kurulu Üyeliğine tekrar seçildi. 3 ayrı grup üzerinden işleyen seçim sisteminde, IAB TR’nin içinde bulunduğu grupta IAB İtalya seçilemedi. IAB Avrupa iki yıl boyunca, üç temel alana odaklanacak: Sektörel politika savunması ve düzenlemeler; kurumsal çerçeveler ve davranış kuralları ve endüstri programları.

     

    Önümüzdeki iki yılda IAB Avrupa’nın yönetiminde görev alacak isimler şöyle:

     

    Ulusal IAB’ler:

    Allan Sorensen, EU Policy Officer – Danske Medier / COO – IAB Danimarka

    Jon Mew, CEO – IAB UK

    Luis Marinho Falcão, Opersayon Direktörü – IAB Portekiz

    Dr. Mahmut Kurşun, Yönetim Kurulu Üyesi – IAB TR

    Nicolas Rieul, Başkan – IAB Fransa

    Reyes Justribo, Genel Müdür – IAB İspanya

    Suzanne McElligot, CEO – IAB İrlanda

    Thomas Duhr, VP– Bundesverband Digitale Wirtschaft (BVDW) e.V. IAB Almanya

    Tim Geenen, Yönetim Kurulu Üyesi – VIA Hollanda

    Włodzimierz Schmidt, CEO & Yönetim Kurulu Başkanı – IAB Poland

     

    Firmalar:

    Alex Hole, VP – Samsung Ads

    Bethan Crockett, Stajyer Avukat – GroupM

    Carolin Wehrhahn, Bürüksel Ofisi Halkla İlişkiler Başkanı – Axel Springer

    IIeana Falticeni, Genel Danışman – Quantcast

    Michael Sandblicher, SVP Platformlar & Araştırma – ProSiebenSat.1 Media SE

    Neil Bowman, VP Reklam Telnolojileri – BBC Global News

    Rhys Noelke, SVP Teknoloji & Veri, Bertelsmann – RTL Group

    Stephen Wing, SVP, EMEA Başkanı– Magnite

    Stuart Wilkinson, Uluslararası Dijital İş Direktörü – Kantar

    Thomas Mendrina, Üst Düzey Yönetici, Central Europe – Xandr

     

    Konu ile ilgili görüşlerini paylaşan Dr. Mahmut Kurşun ‘’Dijital tüm dünyada etkisini ve büyümesini sürdürüyor. Türkiye de bu alanda en dikkat çeken ülkelerden biri. Geçtiğimiz aylarda açıklanan Türkiye’de Tahmini Medya ve Reklam Yatırımları Raporu’na göre dijital 2020’de, 54’lük pay ve yaklaşık 7,5 milyar TL yatırım ile en büyük payı alan mecra konumuna geldi ve Avrupa’nın en büyük 10 dijital pazarından biri oldu. 2020’de Türkiye, Dijital Reklam Yatırımlarında Avrupa’da en fazla büyüyen ülke oldu. Avrupa çapında en başarılı dijital çalışmaların ödüllendirildiği MIXX Awards Europe 2021’de toplam 19 kategoride 12 ödül alarak yine yaratıcılığımızı ve bu konudaki bilgi birikimimizi gösterme şansı bulduk. IAB TR olarak dijitalin Türkiye’de gelişimi, küresel standartların yaygınlaşması için faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’deki deneyimlerimizi Avrupa ile paylaşmaktan, Avrupa’da yaşanan gelişmeleri Türkiye’ye taşımaktan, Avrupa’daki kuralların, standartların oluşmasına katkı sağlamaktan dolayı mutluyuz. “ dedi.

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Altınyıldız Classics Üniversiteli Öğrencilerle 100 Sürdürülebilir Vitrin Projesi başlattı

    Erkek giyim sektörünün öncü markası Altınyıldız Classics, sürdürülebilir tekstile destek vermek amacıyla kurulduğu günden beri çevre dostu projelerine yenilerini eklemeye devam ediyor. 

     

    Atık kumaştan kapsül koleksiyon

    Altınyıldız Classics, tüm atık kumaşları renk ve içeriklerine göre ayrıştırarak, Uşak’ta bulunan “OEKO-TEX® Standart 100 ve Global Recycled Standard (GRS)” sertifikalı Haksa dönüşüm fabrikasında ipliğe dönüştürerek geri dönüşüme katkı sürecini daha kapsamlı şekilde yürütme kararı aldı. Daha önce 13 ton geri dönüştürülmüş elyaf kullanarak 1 milyon 200 bin pet şişeyi kumaşa dönüştüren Altınyıldız Classics, yeni projeyle geri dönüşüm kumaşlardan bir kapsül koleksiyon oluşturmayı hedefliyor. Dönüşüm merkezi işbirliğini, mağazalarda ürün toplama ayağında da sürdürecek olan Altınyıldız Classics, mağazalardan toplanan ürünleri de belirli aralıklarla Uşak dönüşüm fabrikasında ayrıştırarak tekrar dönüştürecek.

     

    100 Sürdürülebilir Vitrin Projesi 

     

    Altınyıldız Classics çevre dostu bağlantılı projeleri kapsamında, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Süreki Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliği ile ‘ 100 Sürdürülebilir Vitrin Projesi’ başlattı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi önlisans, lisans, yüksek lisans ve SEM sertifika programı öğrencilerini kapsayan projenin ilk aşamasında, öğrenciler firmanın stoklarında bulunan sürdürülebilir malzemeleri kullanarak yılbaşı vitrini tasarlayacak. 

     

    Workshop’lar 23 Haziran 2021’de başladı

     

    23-30 Haziran ve 3 Temmuz’da yapılacak workshop’lara katılım gösteren öğrencilere; Doç.Dr. Sibel Onat Hattap, Doç.Dr. Kevser Gürcan Akbaş, Öğr.Gör. Pınar Salman, Dr.Öğr.Üyesi Başak Özdoğan, Doç.Fatma Öztürk Dönmez, Dr.Öğr.Üyesi Çağla Tulukçu, Doç.Dr.Öğr. Üyesi Ece Postalcı, Öğr.Gör. Derya Tecimer, Öğr.Gör. Ayşegül Erdin Pekmezci ve Arş.Gör. Reyhan Polat ’ın yanı sıra BR Mağazacılık Kurumsal iletişim Direktörü Uğur Gülce, Beymen Business Tasarım Müdürü Ahmet Korkmaz, Altınyıldız Classics Tasarım Müdürü Tuğba Uğuz, BR Mağazacılık Görsel Tasarım Müdürü Derya Delice ve Görsel Sunum Müdürü Özgür Dumantepe tarafından eğitimler verilecek. 

     

    Workshop’lara katılan öğrencilere destek amaçlı burs verilirken sürdürülebilir vitrin malzemeleri, kumaşlar, koliler, naylon torbalar, plastikler gibi aslında tüm dönüşebilen atık malzemelerle yılbaşı vitrin tasarımı yapmaları istenecek. Seçilen tasarımlar; 3 büyük şehirde belirlenen Altınyıldız Classics mağaza vitrinlerinde yılbaşı dönemi boyunca sergilenecek. Workshopa katılan tüm öğrencilere hediye çeki verilirken, vitrinde kullanılmak üzere tasarımları seçilen öğrencilere ise ayrıca para ödülü takdim edilecek. Program kapsamındaki yetenekli adaylar, insan kaynakları aday havuzuna alınarak staj imkanı sağlanacak ve açık pozisyonlar için değerlendirilecek. 

    Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Başa dön tuşu