İyi | Ulvi.org

İyi

  • Gayrimenkul, 2021’de de en iyi yatırım olacak

    2020’de gerçekleşen değişimler değerlendiren Tüm Girişimci Emlak Müşavirleri Derneği (TÜGEM) Başkanı Hakan Akdoğan, “Koronavirüsün hayatımıza girmesiyle tüm düzenimiz değişti. Bu değişimde gayrimenkul sektörünün etkilenmemesi imkânsızdı. Özellikle evden çalışma modelleri ile ofis ihtiyaçlarındaki değişim ve dönüşüm yaşandı. Büyük ofisler yerine daha küçük ofislere taşınanların sayısı arttı. Bazı firmalar ise ofislerden tamamen vazgeçti. Öte yandan evde geçirilen vaktin artması nedeniyle bahçeli, teraslı evlere ilgi arttı. Artık metrekaresi daha büyük evler tercih edilirken çalışma odası da isteniyor. Ayrıca bu durum iç göçü de etkiledi”  dedi. ‘Dijital dönüşüm yaşandı’ Koronavirüs sonrası yaşanan değişimlerden birinin de gayrimenkul danışmanlarının çalışma şekilleri olduğunu belirten Akdoğan, “Artık gayrimenkuller video, drone ve 360 sanal turlarla geziliyor. Görüşmeler online gerçekleştiriliyor. Hatta tapu dairelerine gidilmeden web tapu uygulamasından tapu işlemlerinin yapılabilmesi gibi uygulamalar kullanılıyor. Bu uygulamalardan hem alıcılar hem satıcılar çok memnun. Pazarlama, satış ve yönetim aşamasında dijital dönüşümler gerçekleşmeye devam ediyor” diye konuştu. ‘Değişmeyen tek şey’ Son dönemdeki döviz ve altındaki hareketliliğe rağmen gayrimenkulün en doğru yatırım aracı olduğuna dikkat çeken Akdoğan, “Örneğin 600-TL’leri zorlayan gram altın şu anda 450-TL seviyesinde. Gayrimenkulde ise kısa vadeli getiriler görülmese de özellikle bu sene enflasyon oranının çok daha üzerinde bir getiri sağladı. Bu nedenle bizler profesyonel emlak danışmanları olarak gayrimenkulü gerek yatırım gerekse kira getirisi için önermeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

  • İş Sanat’tan “İyi ki Doğdun Beethoven”

    İş Sanat’ın klasik müzik serisi Semplice Quartet ile devam ediyor. Topluluk, Alman besteci Ludwig van Beethoven’ın 250. doğum yılı için hazırladığı “İyi ki Doğdun Beethoven” başlıklı konseri ile klasik müzik severlerin karşısına çıkacak. Murat Anıl Erginol (keman), Deniz Toygür Conus (keman), Pınar Dinçer (viyola) ve Burak Ayrancı’dan (viyolonsel) oluşan Semplice Quartet, bestecinin erken ve geç dönemlerinde yaylı dörtlü için bestelediği iki eserini seslendirecek. Konser, Beethoven’ın doğum günü olan 17 Aralık akşamı saat 20.30’dan itibaren İş Sanat’ın sosyal medya hesaplarından ve internet sitesinden ücretsiz yayımlanacak. Etkinlik sezon sonuna kadar izlenebilecek.

    İş Sanat’ın aralık ayındaki diğer etkinlikleri çevrim içi izleyicilerle buluşmaya devam edecek. İş Sanat Okuma Tiyatrosu’nda William Shakespeare’in “Kuru Gürültü” ve “Bir Yaz Gecesi Rüyası” eserlerinden seçilmiş bölümler, 23 ve 30 Aralık’ta yayımlanacak. İş Sanat Masal Tiyatrosu’nda “Çizmeli Kedi” 20 Aralık’ta ve “Jack ve Fasulye Sırığı” 27 Aralık’ta minik sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Yazarının Sesinden serisinde bu ay Yavuz Ekinci “Bana İsmail Deyin” ve Sinan Tuzcu “Böcek” kitaplarıyla 21 ve 28 Aralık’ta yayında olacak. Iraz Yıldız 22 Aralık’ta, “Çayeli’nden Öteye Karadeniz Ezgileri” projesiyle Ayşenur Kolivar 26 Aralık’ta, Murat Karahan ile Yeni Yıl Konseri 31 Aralık’ta sanatseverlerle buluşacak. Tüm konser ve dinletiler saat 20.30, çocuk etkinlikleri ise saat 15.00’ten itibaren yayında olacak.

    BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

  • Periton Diyalizi hastaları koronavirüsten daha iyi koruyor

    Koronavirüs sürecinde periton diyalizi tedavisinin avantajının bir kez daha ortaya çıktığına dikkat çeken Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Ebru Aşıcıoğlu, bu dönemde evde periton diyaliz tedavisi gören hastaların kendilerini daha etkin bir şekilde izole edebildiklerini söyledi ve ekledi: “Diyaliz merkezi gibi kalabalık ortamlardan uzak kalabildiklerinden, tedavilerinde aksama olmaksızın çok daha iyi bir şekilde korunuyorlar. Bu sebepten koronavirüse yakalanma oranlarının daha düşük olduğu gözlenmiştir.”

    Periton diyalizinin uzun zamandır ülkemizde ve dünyada bir diyaliz yöntemi olarak kullanıldığını ifade eden Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Ebru Aşıcıoğlu, periton diyaliz tedavisine yönelik önemli açıklamalarda bulundu.

    Tıbbi açıdan sakıncalı bir durum olmadığı sürece tüm böbrek hastalarının periton diyalizi için uygun birer aday olduğunu ifade eden Doç. Dr. Ebru Aşıcıoğlu, “Özellikle diyaliz merkezine ulaşımda problemi olan veya yatağa bağımlı yaşlı hastalar ya da 0-5 yaş arası küçük çocuklar için periton diyalizi ilk tercihtir. Dolaşım yetersizliği, kalp yetmezliği veya damar giriş yolu problemleri nedeniyle hemodiyalizi tolere edemeyen hastalar ile hemodiyaliz ünitesine uzaklık nedeniyle erişimi olmayan hastalarda da periton diyalizi tercih edilmelidir. Benzer şekilde aktif çalışan hastalar, seyahat etmek, serbest ve bağımsız kalmak isteyen hastalar için de yine periton diyalizi daha uygun bir seçenek olacaktır.” dedi.

    Karın içerisinde geçirilmiş ameliyatlara bağlı yapışıklıklar, apse, fıtık ya da kolostomi olan hastalar ile divertikülit, ülseratif kolit veya iskemik kolit gibi iltihabi bağırsak hastalıkları olan kişilerin periton diyalizi tedavisine uygun olmadığını belirten Doç. Dr. Ebru Aşıcıoğlu, “Sosyal açıdan ise tedavi uyumsuzluğu, demans, kötü hijyen alışkanlığı ve ciddi psikotik hastalığı olan kişilerde de periton diyalizi tercih edilmemelidir.” açıklamasında bulundu.

    Periton diyalizinin en önemli aşaması hasta eğitimi
    Başarılı bir periton diyaliz programının ilk ve en önemli aşamasının hasta eğitimi olduğunun altını çizen Doç. Dr. Ebru Aşıcıoğlu şöyle konuştu: “Periton diyaliz tedavisi hasta ve/veya hasta yakınları tarafından evde uygulanan bir tedavi yöntemidir. Dolayısıyla tedaviyi uygulayan kişilerin prosedürler ve dikkat edilecek konular hakkında iyi bir şekilde eğitilmeleri tedavi başarısını ve uyumunu arttıracaktır. Bizim kendi ünitemizde de hastalar gerek diyaliz öncesi dönemde gerekse periton diyaliz tedavisine karar verdikleri andan itibaren yoğun bir eğitim programına alınmaktadır. Bu konuda çok tecrübeli olan periton hemşirelerimiz tarafından hastalarımıza doğru periton diyalizi prosedürleri, nasıl hijyenik ve enfeksiyondan uzak bir şekilde diyaliz yapabilecekleri, uygun diyaliz ortamını nasıl sağlayabilecekleri, olası problemleri saptama ve sorunlarla baş etme, kendi kendine yeterli olabilme konularında detaylı ve kapsamlı bir eğitim verilmektedir.”

    Periton diyaliz tedavisi gören hastaların böbrek nakli olmalarında hiçbir sakınca olmadığına vurgu yapan Doç. Dr. Ebru Aşıcıoğlu, “Bu hastaların ameliyattan sonraki süreçleri ve operasyonun başarısı hemodiyaliz hastaları ile benzer hatta bazı açılardan daha başarılı olmaktadır. Biz biliyoruz ki periton diyalizi, hastanın kendi idrarını çok iyi bir şekilde korumaktadır. Yani hemodiyaliz tedavisine başlayan bir hastada aylar içerisinde tüm idrar dolayısıyla kalan böbrek fonksiyonu kaybolurken, periton diyaliziyle takip edilen hastalar, yıllar sonra dahi idrar miktarının bir kısmını koruyabilmektedir. Nakil öncesi dönemde bu bir avantaj oluşturur, çünkü vücutta daha az sıvı birikimi olacaktır. Benzer şekilde bazı çalışmalarda periton diyalizi tedavisi altındayken böbrek nakli yapılan hastalarda takılan böbreğin hemodiyaliz hastalarına göre daha erken dönemde çalışmaya başladığı gösterilmiştir.” diye konuştu.

    Periton diyalizi tedavisinin olmazsa olmazının hijyen olduğuna özellikle dikkat çeken Doç. Dr. Ebru Aşıcıoğlu şöyle devam etti: “Hijyenin sağlanamadığı durumlarda periton diyalizi yapılması uygun değildir. Periton diyalizinde ancak hijyen kurallarına dikkat edildiği takdirde sağlıklı ve uzun süreli bir tedavi mümkündür. Burada hijyenden kastedilen hem genel olarak kişisel hijyen hem de diyalizin yapıldığı ortam ve diyaliz prosedürleri sırasında izlenmesi gereken basit hijyen kurallarıdır. Aslında tüm bu kurallar günümüzde koronavirüs salgını nedeniyle uyulması gereken önlemler ile benzerdir. İşlem esnasında maske takılması ve el yıkanması gibi… Bu arada koronavirüs salgını sırasında periton diyaliz tedavisinin önemi ve avantajı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu dönemde evde diyaliz tedavisi gören hastalar kendilerini daha etkin bir şekilde izole edebildiklerinden, hastane ve diyaliz merkezi gibi kalabalık ortamlardan uzak kalabildiklerinden, tedavilerinde aksama olmaksızın çok daha iyi bir şekilde korunmuşlar ve koronavirüse yakalanma oranlarının daha düşük olduğu gözlenmiştir.”

    Periton diyalizi sonrası böbrek nakli olan hastaların sosyal ve iş hayatına dönme sürelerinin genel olarak hiç diyaliz almadan veya hemodiyaliz sonrası böbrek nakli olan hastalardan farklı olmadığına değinen Doç. Dr. Ebru Aşıcıoğlu, “Böbrek nakli ameliyatından sonra normal koşullarda hastalar bir hafta süreyle hastanede takip edilirler. Ardından eve taburcu olan hastalar, bu dönemde ağır olmayan fiziksel aktivitelerde bulunabilir, mesela günde yarım saat yürüyüş yapabilir. Ameliyattan yaklaşık 3 ay sonra tamamen iyileşmiş olarak normal fiziksel ve iş hayatlarına dönebilirler. Bu dönemde özellikle ilk 3 ay içerisinde artan enfeksiyon riski nedeniyle hastaların kalabalık ortamlara girmekten kaçınmaları ve eve ziyaretçi kabul etmemeleri önerilir. Mecburen kalabalık ortama girilen durumlarda mutlaka maske takılmalıdır.” açıklamasında bulundu.

    Periton diyalizi tedavisinde hijyen kurallarına mutlaka dikkat edilmeli
    Periton diyaliz tedavisinin başarılı bir şekilde sürmesinin iyi bir hasta eğitimi ve hijyen kurallarına mutlak uyulması ile mümkün olacağını belirten Doç. Dr. Ebru Aşıcıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Çok önemli bir diğer nokta ise hastanın periton diyaliz ünitesi ile iyi bir iletişim ve bağlantı halinde olmasıdır. Hasta, en ufak bir problem veya şüphede kaldığı durumlarda üniteye rahatça ulaşarak destek alabilmelidir. Bizim periton diyaliz tedavisinde başarımızı azaltan ve en çekindiğimiz konu ise karın içi zarının iltihabı yani peritonit dediğimiz tablodur. Bunun da yine en sık nedeni hijyen kurallarına riayet etmemektir. Maalesef bazı hastalarımızı peritonit nedeniyle hemodiyalize geçirmek zorunda kalıyoruz ve bunların bir kısmı istedikleri halde periton diyalizine geri dönemiyorlar.”

    BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

  • İYİ Parti, Genel Başkan Akşener’in katılımıyla, siyanürlü altın aramayı protesto etti

    İYİ Parti Nevşehir İl Başkanlığı, Avanos İlçesindeki siyanürlü altın arama faaliyetini protesto etmek için bölgeye gitti. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, eyleme telekonferans ile katılarak destek verdi. Türkiye’de sürekli gündeme gelen Kanadalı altın arama şirketleri bu sefer Nevşehir’in Avanos İlçesine bağlı Özkonak kasabasında altın arama çalışmalarına başladı. Şirketin çalışma yaptığı alanda çok fazla ağacın kesildiği ve derin kuyuların açıldığı tespit edildi. Konuyla ilgili bölgeye giden İYİ Parti Nevşehir İl Başkanlığı, çalışmayı protesto etti. MERAL AKŞENER, TELEKONFERANS İLE BAĞLANDI İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de telekonferans yöntemiyle katılığı eylemde, “Sizlerin şahsında bu basın açıklamasında bir araya geldiğiniz bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Hem İlçe Başkanımız hem siz her şeyi söylediniz. Bana düşen sizin söylediğiniz, kamuoyu ile paylaştığınız her cümlenin her kelimenin arkasına imza atmaktır. Ben de bu mücadelenizde yanınızdayım. Çok teşekkür ediyorum. Beni de kattınız bu eyleme. Çok teşekkür ediyorum. Başarılar diliyorum. Allah’a emanet olun” dedi. İL BAŞKANI AY BASIN AÇIKLAMASI YAPTI Altın arama çalışmalarına müsaade edilmemesi gerektiğini dile getiren İYİ Parti Nevşehir İl Başkanı Ömer Ay, “Ziyaret Dağı, köylülerimizin yıllardır ziyaret ettiği, kurbanlar kestiği, birkaç tane de türbenin olduğu, başka yakın bir yerde de klişenin olduğu, köyümüze de Özkonak kasabamıza da çok yakın. Buranın ekim ve dikim alanını, orman alanını teşkil ediyor. Gerçekten çok önemli bir yer. Burada maden aranması bizleri üzmüştür. Maden aramasına müsaade etmeyeceğiz. Topraklarımızın siyanürle, zehirlenmesine müsaade etmek istemiyoruz. Burası aynı zamanda ekim, dikim alanı. Buna müsaade etmememiz gerekiyor. Abdürrahim Karakoç, rahmetli Karakoç, ‘Ellerin yurdunda çiçek açarken, bizim ile kar geliyor, kar geliyor, kardeşim’ demişti. Gerçekten Katar, Katar Türkiye’nin Tank- Palet Fabrikası, Finansbank’ı, Dijitürk’ü, İstanbul Havalimanı’nın yanındaki arsalar Katarlılara satılırken, yer altı madenlerimiz de Kanadalılara ve yabancılara satılıyor. Buna müsaade etmememiz lazım” dedi. NEVŞEHİR – BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

  • Ekmekleri en iyi saklamanın 5 püf noktası

    “Ekmek parası” diyebileceğimiz kadar öncelikli, “ekmeğini taştan çıkarmak” deyimini dilimize yerleştirecek kadar kıymetli ekmeğin buğday başaklarının serpilip büyümesiyle başlayan yolculuğu, sofralarımızda müthiş bir besin ve lezzet kaynağına dönüşmesiyle son buluyor. Hem öğünlerin hem kültürün vazgeçilmezi ekmeğin lezzeti kadar, uzun ömürlü olması ve israf edilmemesi de oldukça önemli. Peki öğünlerin vazgeçilmezi ekmekler nasıl muhafaza edilmeli?

    Yapılan araştırmalar, dünya genelinde her yıl 1.3 milyar ton gıdanın kayıp ya da israf edildiğini gösteriyor. Bu rakam insanların tüketimi için üretilen gıdaların 3’te 1’inin israf edildiği anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2011’de kurduğu Gıda Kaybı ve İsrafının Azaltılması İçin Gıdanı Koru (Save Food) Küresel İnisiyatifi’nin bölgesel devamı olan “Sıfır Atık Sıfır Açlık: Gıda Kayıpları ve İsrafını Azaltmak İçin Destek Projesi”nin sonunda, FAO’nun teknik desteğiyle Türkiye’de de gıda kaybı ve israfına ilişkin ilk ulusal stratejisi ve eylem planı hazırlandı.

    Endüstriyel fırınlara, usta fırıncılara ve mutfakta harikalar yaratanlara özel ekmekçilik ürünleriyle farklı çözümler geliştiren Lesaffre Türkiye, alanında uzman olduğu ekmek konusunda israfı önlemek adına farkındalık artırmayı hedefleyen yöntemler sunuyor. Sofraların vazgeçilmez lezzeti ekmeklerin bozulmaması ve bayatlamaması için alınması gereken önlemlerin başında tabii ki yenilebilecek miktarda ekmek satın almak geliyor. Ancak bunu bir türlü yapamıyor ve alışveriş esnasında elinizi bol tutuyorsanız, aldığınız ekmekleri uzun süre saklamak ve israfa engel olmak adına sizler için önerilerimiz var.

    Lesaffre Türkiye markasının Baking Center ve İnovasyon Direktörü Kerem Çetin, ekmekleri saklamanın ve uzun süre kullanmanın en başarılı 5 yöntemini şöyle sıralıyor.

    1- Buzdolabında bekletmemek önemli!

    Ekmeklerin buzdolabında saklanmasının iyi bir alternatif olmadığını belirten Çetin, şunları söylüyor: “Ekmek, buzdolabına girdikten sonra içindeki karbonhidrat molekülleri “retrogradasyon” yani “geriye hareket” durumu yaşar. Bu durum sonucunda, ekmeğin içindeki moleküller kristalize olarak ekmekten ayrışır. Böylece ekmek hem çok daha hızlı bayatlar hem de ne yazık ki lezzetini kaybeder. Bu nedenle, 2-3 günlük bir süre için ekmekleri oda sıcaklığında muhafaza etmek, buzdolabından daha doğru bir tercih olacaktır.”

    2- Ekmeği uzun süre saklamak için bir alternatif: Dondurucu

    Ekmeğin buzdolabına göre dondurucuda saklanmasının daha iyi bir alternatif olduğunu belirten Çetin, şunları söylüyor: “Ekmek, buzdolabına girdikten sonra içindeki karbonhidrat molekülleri “retrogradasyon” yani “geriye hareket” durumu yaşar. Bu da ekmeğin daha hızlı bayatlamasına yani ekmek içi ve kabuk yapısının sertleşmesine neden olur. Eğer ekmeği daha uzun süre saklamak istiyorsak, en doğru seçenek dondurucuda saklamak olacaktır. Retrogradasyon olayı, dondurucuda çok daha düşük seviyede gerçekleşmektedir. Bu yöntemi uygularken, dondurucudan çıkarıp çözdürdüğümüz ekmeği tekrar dondurucuya koymamamız gerektiğini unutmamalıyız. Bu nedenle, ekmeğinizi dondurucuya porsiyonlar halinde koymanızı tavsiye ederiz. Eğer dondurucuda saklama imkanımız yoksa, onun yerine hava almayacak şekilde kapta veya klipsli gıdaya uygun poşetlerde saklanması daha sağlıklı bir çözüm olacaktır. Ancak küflenme riskinden dolayı, bu şekilde uzun süre saklamak da mümkün olmayacaktır. Koruyucu içermeyen bir ekmek, küflenmeden ortalama 3-4 gün saklanabilir.

    3- Oda sıcaklığında en fazla iki gün muhafaza edilebilir

    Alınan ekmeği kısa sürede tüketeceğinizi düşünüyorsanız, oda sıcaklığında da muhafaza etmeniz mümkün. Ekmeğinizi iki günden fazla olmamak kaydıyla, ortalama 20ºC oda sıcaklığında, kiler veya ekmek kutusu gibi doğrudan güneş ışığından uzak, serin ve kuru bir yerde bekletebilirsiniz. Aksi halde neme maruz kalan ekmek hızlıca küflenebilir.

    4- Soğuduktan sonra bütün halde saklayın

    Ekmekleri, kendi doğal nemini hapsetmesine yardımcı olacak şekilde saklamak da önemli püf noktalar arasında yer alıyor. Kağıt ambalajlarda saklamak yeterli olmayabilir; çünkü birçok kağıt hava geçirir. Sıcak ekmeklerin kağıt ambalajlara konması, tüketicileri yanıltmamalı. Sıcak bir ekmeğin sağlıklı bir şekilde soğuması için, havayla temasa ihtiyacı vardır. Sıcak ekmek, bulunduğu ambalajda nemlenmeye neden olur ve bu küflenmeyi hızlandırabilir. Ancak ekmek soğuduktan sonra hava ile temasını kesecek ambalajlar veya saklama kapları tercih edilebilir. Ekmeği bütün olarak muhafaza etmek ise, nem kaybını yavaşlatarak ekmeğin raf ömrünün uzamasına yardımcı olacaktır.

    5- Donmuş ekmek oda sıcaklığında çözülmeli

    Dondurucuda muhafaza edilen ekmek, oda sıcaklığında çözülmesi beklendikten sonra afiyetle tüketilebilir. İlk tazeliğini yeniden elde etmek için fırında veya ekmek kızartma makinesinde birkaç dakika ısıtmanızı tavsiye ederiz.

    Lesaffre hakkında:

    165 yılı aşkın tecrübesi, dünya üzerinde 5 kıtaya yayılmış üretim tesisleri ve kaliteli ürünleriyle maya endüstrisinde global referans olan Lesaffre, Türkiye pazarında önemli bir yere sahip. Türk fırıncılık sektörünün ana oyuncularından biri olan Lesaffre Türkiye; Özmaya, Lesafmaya, Pulso, Inventis, Livendo, Safmill, Hasmaya, Canmaya ve Topmix markalarıyla fırıncılık sektörü için profesyonel maya çeşitleri, ekmek geliştiriciler, ekmek miksleri, mayalı hazır karışımlar ve diğer fırıncılık maddeleri, Yuva markasıyla ise ev kullanımına yönelik ürünler üretiyor.

    Adana, Amasya ve Lüleburgaz’da üretim tesisleri bulunan Lesaffre Türkiye, ürünlerini Türkiye’nin yanı sıra 80’den fazla ülkeye ihraç ediyor. Sahip olduğu ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ve FSSC 22000 Gıda Güvenliği Yönetimi Sistemi sertifikaları ile kalite ve müşteri memnuniyetine verdiği önemi belgeleyen Lesaffre Türkiye, çalışanlarının gelişimi ve AR-GE faaliyetlerinin yanında, çevreye ve topluma karşı sosyal sorumluluklarını yerine getirmek için de ciddi yatırımlar gerçekleştiriyor.

    Lesaffre Türkiye, fırıncılık sektörünün dünyadaki ilk teknik destek merkezi olan Baking Center ile fırıncılık mesleğine katkıda bulunurken, yaratıcılığı desteklemek adına hazırladığı eğitimler ile de sektörün gelişimine katkı sağlıyor.

    Lesaffre, bugün tüm dünyada “Ekmekçilik sektörünün referans oyuncusu olarak müşterilerine katma değerli ve yenilikçi çözümler sunmak” vizyonu ve “Gezegenimizi daha iyi beslemek ve korumak için birlikte çalışmak” misyonuyla hareket ediyor. Dünyadaki her üç ekmekten bir tanesi Lesaffre mayasıyla üretiliyor.

    BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

  • Ekmekleri en iyi saklamanın 5 püf noktası

    “Ekmek parası” diyebileceğimiz kadar öncelikli, “ekmeğini taştan çıkarmak” deyimini dilimize yerleştirecek kadar kıymetli ekmeğin buğday başaklarının serpilip büyümesiyle başlayan yolculuğu, sofralarımızda müthiş bir besin ve lezzet kaynağına dönüşmesiyle son buluyor. Hem öğünlerin hem kültürün vazgeçilmezi ekmeğin lezzeti kadar, uzun ömürlü olması ve israf edilmemesi de oldukça önemli. Peki öğünlerin vazgeçilmezi ekmekler nasıl muhafaza edilmeli?

    Yapılan araştırmalar, dünya genelinde her yıl 1.3 milyar ton gıdanın kayıp ya da israf edildiğini gösteriyor. Bu rakam insanların tüketimi için üretilen gıdaların 3’te 1’inin israf edildiği anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2011’de kurduğu Gıda Kaybı ve İsrafının Azaltılması İçin Gıdanı Koru (Save Food) Küresel İnisiyatifi’nin bölgesel devamı olan “Sıfır Atık Sıfır Açlık: Gıda Kayıpları ve İsrafını Azaltmak İçin Destek Projesi”nin sonunda, FAO’nun teknik desteğiyle Türkiye’de de gıda kaybı ve israfına ilişkin ilk ulusal stratejisi ve eylem planı hazırlandı.

    Endüstriyel fırınlara, usta fırıncılara ve mutfakta harikalar yaratanlara özel ekmekçilik ürünleriyle farklı çözümler geliştiren Lesaffre Türkiye, alanında uzman olduğu ekmek konusunda israfı önlemek adına farkındalık artırmayı hedefleyen yöntemler sunuyor. Sofraların vazgeçilmez lezzeti ekmeklerin bozulmaması ve bayatlamaması için alınması gereken önlemlerin başında tabii ki yenilebilecek miktarda ekmek satın almak geliyor. Ancak bunu bir türlü yapamıyor ve alışveriş esnasında elinizi bol tutuyorsanız, aldığınız ekmekleri uzun süre saklamak ve israfa engel olmak adına sizler için önerilerimiz var.

    Lesaffre Türkiye markasının Baking Center ve İnovasyon Direktörü Kerem Çetin, ekmekleri saklamanın ve uzun süre kullanmanın en başarılı 5 yöntemini şöyle sıralıyor.

    1- Buzdolabında bekletmemek önemli!

    Ekmeklerin buzdolabında saklanmasının iyi bir alternatif olmadığını belirten Çetin, şunları söylüyor: “Ekmek, buzdolabına girdikten sonra içindeki karbonhidrat molekülleri “retrogradasyon” yani “geriye hareket” durumu yaşar. Bu durum sonucunda, ekmeğin içindeki moleküller kristalize olarak ekmekten ayrışır. Böylece ekmek hem çok daha hızlı bayatlar hem de ne yazık ki lezzetini kaybeder. Bu nedenle, 2-3 günlük bir süre için ekmekleri oda sıcaklığında muhafaza etmek, buzdolabından daha doğru bir tercih olacaktır.”

    2- Ekmeği uzun süre saklamak için bir alternatif: Dondurucu

    Ekmeğin buzdolabına göre dondurucuda saklanmasının daha iyi bir alternatif olduğunu belirten Çetin, şunları söylüyor: “Ekmek, buzdolabına girdikten sonra içindeki karbonhidrat molekülleri “retrogradasyon” yani “geriye hareket” durumu yaşar. Bu da ekmeğin daha hızlı bayatlamasına yani ekmek içi ve kabuk yapısının sertleşmesine neden olur. Eğer ekmeği daha uzun süre saklamak istiyorsak, en doğru seçenek dondurucuda saklamak olacaktır. Retrogradasyon olayı, dondurucuda çok daha düşük seviyede gerçekleşmektedir. Bu yöntemi uygularken, dondurucudan çıkarıp çözdürdüğümüz ekmeği tekrar dondurucuya koymamamız gerektiğini unutmamalıyız. Bu nedenle, ekmeğinizi dondurucuya porsiyonlar halinde koymanızı tavsiye ederiz. Eğer dondurucuda saklama imkanımız yoksa, onun yerine hava almayacak şekilde kapta veya klipsli gıdaya uygun poşetlerde saklanması daha sağlıklı bir çözüm olacaktır. Ancak küflenme riskinden dolayı, bu şekilde uzun süre saklamak da mümkün olmayacaktır. Koruyucu içermeyen bir ekmek, küflenmeden ortalama 3-4 gün saklanabilir.

    3- Oda sıcaklığında en fazla iki gün muhafaza edilebilir

    Alınan ekmeği kısa sürede tüketeceğinizi düşünüyorsanız, oda sıcaklığında da muhafaza etmeniz mümkün. Ekmeğinizi iki günden fazla olmamak kaydıyla, ortalama 20ºC oda sıcaklığında, kiler veya ekmek kutusu gibi doğrudan güneş ışığından uzak, serin ve kuru bir yerde bekletebilirsiniz. Aksi halde neme maruz kalan ekmek hızlıca küflenebilir.

    4- Soğuduktan sonra bütün halde saklayın

    Ekmekleri, kendi doğal nemini hapsetmesine yardımcı olacak şekilde saklamak da önemli püf noktalar arasında yer alıyor. Kağıt ambalajlarda saklamak yeterli olmayabilir; çünkü birçok kağıt hava geçirir. Sıcak ekmeklerin kağıt ambalajlara konması, tüketicileri yanıltmamalı. Sıcak bir ekmeğin sağlıklı bir şekilde soğuması için, havayla temasa ihtiyacı vardır. Sıcak ekmek, bulunduğu ambalajda nemlenmeye neden olur ve bu küflenmeyi hızlandırabilir. Ancak ekmek soğuduktan sonra hava ile temasını kesecek ambalajlar veya saklama kapları tercih edilebilir. Ekmeği bütün olarak muhafaza etmek ise, nem kaybını yavaşlatarak ekmeğin raf ömrünün uzamasına yardımcı olacaktır.

    5- Donmuş ekmek oda sıcaklığında çözülmeli

    Dondurucuda muhafaza edilen ekmek, oda sıcaklığında çözülmesi beklendikten sonra afiyetle tüketilebilir. İlk tazeliğini yeniden elde etmek için fırında veya ekmek kızartma makinesinde birkaç dakika ısıtmanızı tavsiye ederiz.

    Lesaffre hakkında:

    165 yılı aşkın tecrübesi, dünya üzerinde 5 kıtaya yayılmış üretim tesisleri ve kaliteli ürünleriyle maya endüstrisinde global referans olan Lesaffre, Türkiye pazarında önemli bir yere sahip. Türk fırıncılık sektörünün ana oyuncularından biri olan Lesaffre Türkiye; Özmaya, Lesafmaya, Pulso, Inventis, Livendo, Safmill, Hasmaya, Canmaya ve Topmix markalarıyla fırıncılık sektörü için profesyonel maya çeşitleri, ekmek geliştiriciler, ekmek miksleri, mayalı hazır karışımlar ve diğer fırıncılık maddeleri, Yuva markasıyla ise ev kullanımına yönelik ürünler üretiyor.

    Adana, Amasya ve Lüleburgaz’da üretim tesisleri bulunan Lesaffre Türkiye, ürünlerini Türkiye’nin yanı sıra 80’den fazla ülkeye ihraç ediyor. Sahip olduğu ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ve FSSC 22000 Gıda Güvenliği Yönetimi Sistemi sertifikaları ile kalite ve müşteri memnuniyetine verdiği önemi belgeleyen Lesaffre Türkiye, çalışanlarının gelişimi ve AR-GE faaliyetlerinin yanında, çevreye ve topluma karşı sosyal sorumluluklarını yerine getirmek için de ciddi yatırımlar gerçekleştiriyor.

    Lesaffre Türkiye, fırıncılık sektörünün dünyadaki ilk teknik destek merkezi olan Baking Center ile fırıncılık mesleğine katkıda bulunurken, yaratıcılığı desteklemek adına hazırladığı eğitimler ile de sektörün gelişimine katkı sağlıyor.

    Lesaffre, bugün tüm dünyada “Ekmekçilik sektörünün referans oyuncusu olarak müşterilerine katma değerli ve yenilikçi çözümler sunmak” vizyonu ve “Gezegenimizi daha iyi beslemek ve korumak için birlikte çalışmak” misyonuyla hareket ediyor. Dünyadaki her üç ekmekten bir tanesi Lesaffre mayasıyla üretiliyor.

    BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

  • İYİ Parti, Genel Başkan Akşener’in katılımıyla, siyanürlü altın aramayı protesto etti

    İYİ Parti Nevşehir İl Başkanlığı, Avanos İlçesindeki siyanürlü altın arama faaliyetini protesto etmek için bölgeye gitti. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, eyleme telekonferans ile katılarak destek verdi. Türkiye’de sürekli gündeme gelen Kanadalı altın arama şirketleri bu sefer Nevşehir’in Avanos İlçesine bağlı Özkonak kasabasında altın arama çalışmalarına başladı. Şirketin çalışma yaptığı alanda çok fazla ağacın kesildiği ve derin kuyuların açıldığı tespit edildi. Konuyla ilgili bölgeye giden İYİ Parti Nevşehir İl Başkanlığı, çalışmayı protesto etti. MERAL AKŞENER, TELEKONFERANS İLE BAĞLANDI İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de telekonferans yöntemiyle katılığı eylemde, “Sizlerin şahsında bu basın açıklamasında bir araya geldiğiniz bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Hem İlçe Başkanımız hem siz her şeyi söylediniz. Bana düşen sizin söylediğiniz, kamuoyu ile paylaştığınız her cümlenin her kelimenin arkasına imza atmaktır. Ben de bu mücadelenizde yanınızdayım. Çok teşekkür ediyorum. Beni de kattınız bu eyleme. Çok teşekkür ediyorum. Başarılar diliyorum. Allah’a emanet olun” dedi. İL BAŞKANI AY BASIN AÇIKLAMASI YAPTI Altın arama çalışmalarına müsaade edilmemesi gerektiğini dile getiren İYİ Parti Nevşehir İl Başkanı Ömer Ay, “Ziyaret Dağı, köylülerimizin yıllardır ziyaret ettiği, kurbanlar kestiği, birkaç tane de türbenin olduğu, başka yakın bir yerde de klişenin olduğu, köyümüze de Özkonak kasabamıza da çok yakın. Buranın ekim ve dikim alanını, orman alanını teşkil ediyor. Gerçekten çok önemli bir yer. Burada maden aranması bizleri üzmüştür. Maden aramasına müsaade etmeyeceğiz. Topraklarımızın siyanürle, zehirlenmesine müsaade etmek istemiyoruz. Burası aynı zamanda ekim, dikim alanı. Buna müsaade etmememiz gerekiyor. Abdürrahim Karakoç, rahmetli Karakoç, ‘Ellerin yurdunda çiçek açarken, bizim ile kar geliyor, kar geliyor, kardeşim’ demişti. Gerçekten Katar, Katar Türkiye’nin Tank- Palet Fabrikası, Finansbank’ı, Dijitürk’ü, İstanbul Havalimanı’nın yanındaki arsalar Katarlılara satılırken, yer altı madenlerimiz de Kanadalılara ve yabancılara satılıyor. Buna müsaade etmememiz lazım” dedi. NEVŞEHİR – BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

  • Daha İyi Yargı Derneği hukuk ve yargı yapılanmasına ilişkin görüşlerini Bakan Elvan ve Bakan Gül’le paylaştı

    Daha İyi Yargı Derneği, hukuk ve yargı yapılanması konusundaki öneri ve görüşlerini, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ile Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) yönetimiyle yaptığı toplantıda aktarma fırsatı buldu.

    Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) yönetimi ile bir araya geldi. Toplantıya Daha İyi Yargı Derneği Başkanı ve TÜSİAD Haysiyet Divanı Üyesi Av. Mehmet Gün de katıldı.

    Toplantıda, hukuk ve yargı yapılanması konusundaki fikir ve önerilerini aktardığını belirten Av. Gün, “Oldukça açık, samimi ve verimli bir toplantı oldu. Sorunlara somut çözüm getirme konusundaki kararlılığı gördük. Hukukun üstünlüğünün ekonomi için ne kadar önemli olduğunun, ekonominin mal ve hizmet üretim ve ticareti, hukukun ise bunları sağlayan ilişkiler bütünü olduğunun altını çizerek, hukukun üstünlüğü ve daha iyi yargının ekonomide çarpan etkisi yaratacağını dile getirdim. Hukuku çok iyi geliştirmek; yargılamaların kalitesini artırarak hızlandırmak gerekiyor. Hukukun üstünlüğünü sağlamak ve topluma ve iş dünyasına sağlam bir hukuk güvencesi verebilmesi için yargıda kapsamlı yapısal reformlar yapılması zorunludur. Bu kapsamda toplantıda, derneğimizin bu güne kadar geliştirdiği öneriler bütününü, katma değer ve kaliteli yargı hizmetleri üretimi ve bu yolla güçlü ekonomi oluşturma odaklı ‘Hukuk ve Yargı Yapılanma Önerileri’ni paylaşma imkânı buldum. Toplantının ardından kısa, orta ve uzun vadelisomut önerileri bildireceğiz. Ülkemizin hukuk, ekonomi ve demokrasi sorunlarının çözümüne katkı vermek için çalışmalarımıza devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.

    Daha İyi Yargı Derneği Hakkında

    Daha İyi Yargı Derneği, Türk yargısının sorunlarını tespit etmek, sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirmek, öneriler üzerinde toplumsal mutabakat sağlanması ve çözümlerin hayata geçirilmesi yönünde çalışmak amacıyla kurulmuş olan siyaseten tarafsız bir sivil toplum düşünce kuruluşudur.

    Dernek bu çerçevede, Türk Yargısı’nın sürekli olarak gelişmesi, çağdaşları ile rekabet edebilmesi ve bu rekabette öne geçebilmesi için, yargı ile ilintili tüm kişi, kurum ve kuruluşlar ile toplumu ortak bir zeminde bir araya getirmeyi, fikirler ve öneriler geliştirerek mutabakat ve uzlaşma sağlamayı, üzerinde uzlaşılan önerileri hayata geçirmek için gerekli çabaları göstermeyi amaçlamaktadır.

    BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

  • 2020’nin en iyi girişimleri seçiliyor

    Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da yapılacak Kazan İİT Genç Girişimciler Forumu’nda yılın en iyi girişimleri online ve fiziksel olarak yatırımcılarla buluşma şansını yakalayacak.

    Kazan İİT Genç Girişimciler Forumu’nu değerlendiren ICYF Başkanıı Taha Ayhan, 5 yıldan bu yana bölgenin girişimci ekosistemini domine eden ciddi bir çalışma yaptıklarını söyleyerek şöyle dedi: “Tataristan’ın bölgedeki rolü çok önemli. Bölgenin kalkınmasında, gençlerin meslek edindirmesinden girişimciliğe dönüşmesine kadar her evrede ICYF olarak yanlarındayız. Pandemi döneminde eğitimlerimizi hiç aksatmadan, hatta arttırarak gençlerimize liderlik yapmayı sürdürdük ve devam edeceğiz. Girişimcilerimizi doğru yatırımcılarla buluşturarak, kısa sürede katma değere dönüşmesi için çabalıyoruz. Bu çerçevede Kazan İİT Genç Girişimler Forumu’na özel önem veriyoruz.”

    İİT GENÇLİK PROJE OFİSİ KAZAN’DA AÇILIYOR

    Forum devam ederken, Federal Gençlik İşleri Dairesi (Rosmolodezh) ile Tataristan Gençlik Bakanlığı arasında “Rusya ve İİT Gençlik Projeleri Ofisi”nin kurulması için ve İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) ile Tataristan Gençlik Bakanlığı arasında “Ortak İşbirliği”ni içeren iki Mutabakat Muhtırası imzalanacak.

    Proje Ofisi, 1994 yılında Tataristan’da öğretmenlerin yetenekli gençleri bir araya getirmek için kurduğu, Tataristan’ın 10 bölgesinde aktif olarak çalışan ve 2012’den bu yana ICYF’i bölgede temsil eden Selet inisiyatifinin öncülüğünde kurulacak.

    Proje Ofisi ile Tataristan’daki gençlerin çalışmaları ile İslam dünyası gençlerinin birlikte çalışacağı projeler gerçekleştirilecek. Dünya gençleriyle işbirliği imkânlarını daha da arttırak proje ofisi sayesinde, girişimciliği özendirirken yetenekli gençlere dünyaya açılma fırsatları oluşturulacak.

    İİT Gençlik Proje Ofisi’nin Kazan’da açılmasının bölgedeki gençler için önemine vurgu yapan Ayhan, geleceği şekillendirecek faydalı projelerin üretim üssü, genç girişimciler için kuluçka evresinin hızlanmasından yatırımcıyla buluşmasına kadar kapsamı geniş proje ofisinin kilit bir öneme sahip olduğunu söyledi. Ayhan, gençlerden gelecek projelere inandığını ve desteklediğini sözlerine ekledi.

    BÖLGENİN EN ÖNEMLİ FONLARI DEĞERLENDİRECEK

    Girişimcileri değerlendirecek Uzman Komitesi, en iyi yatırım fonlarından ve teknoloji şirketlerinin temsilcilerinden oluşuyor: Rusya merkezli fon şirketlerinden Runa Capital’den Konstantin Gnip, RTP Global’den Stepan Ivanov, Yandex’den Oleg Shevlyagin, İngiltere merkezli Unitas Communications’tan Muddassar Ahmed, Birleşik Arap Emirliği merkezli Evgeniya Kazina Platinumlist ve Ürdün merkezli Adamtech Ventures’tan Suhaib Al-Khawaldah.

    Rusya’nın İTT’ye resmi olarak katılmasının 15. yılında Tataristan Özerk Cumhuriyeti, Müslüman toplumunun dünyasına bir pencere haline geldi.

    ONUR KONUĞU: CUMHURBAŞKANI RUSTAM MINNIKHANOV

    Tataristan Özerk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rustam Minnikhanov’un ana konuk olması beklendiği Kazan İİT Genç Girişimciler Forumu’na ICYF Başkanı Taha Ayhan, ICYF Avrasya Başkanı Elmaddin Mehdiyev’in yanı sıra, Rusya Federal Gençlik İşleri Ajansı Başkanı Alexander Bugaev, Tataristan Özerk Cumhuriyeti Gençlik İşleri Bakanı Damir Fattakhov, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Bakanı Airat Khairullin, Tataristan Yatırım Geliştirme Ajansı İcra Kurulu Başkanı Taliya Minullina, Ak Bars Bank Kamu İlişkileri Direktörü Emil Hairutdinov ve çok sayıda üst düzey yetkilinin katılımı bekleniyor.

    50 ÜLKEDEN 800’ÜN ÜZERİNDE TEMSİLCİ BİR ARAYA GELİYOR

    2014 yılından bu yana her yıl düzenenlenen Genç Girişimciler Forumu, beş yıldan fazla bir süredir, 50 ülkeden 800’den fazla temsilciyi ağırladı. Şimdiye kadar, 2 milyon dolardan fazla fonu girişimcilere aktardı. İTT ülkelerinden ve Rusya Federasyonu’ndan yüzlerce girişimci, yatırımcı ve endüstri uzmanının ilgisini çeken forum, bu yıl İngilizce olarak düzenleniyor ve 4 aylık çevrimiçi eğitimin yanı sıra mentörlerle olanağı sunuyor.

    ICYF hakkında

    İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)’nın gençlik kuruluşu, 56 İİT üyesi ülkeyi bünyesinde barındıran bir uluslararası kuruluş olan İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) dünyadaki Müslüman gençleri temsil etmektedir. Çeşitli ülkelerde gençlik faaliyetleri, gençliğin çıkarlarının savunulması, sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi, eğitimin ve gençlerin ahlaki değerlerinin teşvik edilmesinin yanı sıra kültürlerarası ve medeniyetler arası diyaloğun gelişmesine katkı sağlamak gibi çalışmaların koordinasyonunu sağlamaktadır.

    BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

  • İyi Hissettiren Sağlıklı Gıdalar ile Bağışıklığınızı Güçlendirin

    Koronavirüs sürecinde hastalığa yakalanmamak ya da hafif atlatmak için beslenme düzeninin nasıl olması gerektiği, son dönemlerde üzerinde sıklıkla durulan konular arasında yer alıyor. Pandemi koşullarına bağlı olarak kişilerde oluşan stres ve buna bağlı uyku düzeni ile duygusal durumun bozulması ise birçok kişinin sağlıksız beslenmesine neden olabiliyor. Bu süreçte iyi hissettiren sağlıklı gıdaların tüketilmesi ve D vitamini başta olmak üzere vitamin -mineral desteği alınarak bağışıklığın güçlü tutulması önem taşıyor. Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Ceyda Nur Çakın, koronavirüs sürecinde bağışıklığın güçlendirilmesi için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi:

    Hem fiziksel hem de psikolojik olarak koronavirüsten korunun

    Beslenmenin sağlıklı hale getirilmesi fiziksel sağlık kadar zihinsel sağlığı da desteklemekte ve kişilerin Covid- 19’un neden olduğu kaygı, belirsizlik ve psikolojik stresle başa çıkmalarında önemli rol oynamaktadır. Uyku bozuklukları ve stres ile mücadelede görev üstlenen melatonin ve serotonin hormonları ile triptofan adı verilen aminoasit düzeylerini bazı gıdalar ile artırmak mümkün olabilmektedir. Beslenme programında özellikle yumurta, badem, yulaf, tam tahıllı yiyecekler, muz ve kırmızı meyvelere günlük olarak yer verilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte haftada en az iki gün ızgara veya fırınlanmış şekilde Omega-3 yağ asitlerinden zengin yağlı balıklar tercih edilmelidir. Süt ve süt ürünlerini düzenli olarak tüketerek uykuya geçmeyi sağlayan triptofan aminoasidinin üretiminin artırılmasını sağlamak da büyük fayda sağlamaktadır.

    Obezite Covid- 19’un olumsuz etkilerini artırıyor

    Son bilimsel araştırmalar Covid-19 ve beslenme arasındaki ilişkiye dikkat çekmektedir. İyi beslenme, kriz zamanlarında dayanıklılığın temel direği olarak görülürken, besleyici gıda eksikliği, bireyleri koronavirüsü önlemek ve onunla savaşmak için dezavantajlı konuma getirmektedir. Sağlıksız beslenme obeziteye yol açarken; obezite ise diyabet ve kalp hastalıkları gibi kronik hastalıkların yanı sıra Covid-19’a yakalanma durumunda ciddi komplikasyon riskini de artırmaktadır. Ayrıca obezite, vücutta yaygın iltihaplanma ve hipoventilasyon ile birlikte hastalık ile savaşmayı zorlaştırabilmektedir.

    Bağışıklığınızı güçlendirin

    Beslenmenin bağışıklık sistemi ve hastalığa yatkınlık üzerinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Spesifik besinlerin veya besin bileşenlerinin, hücrelerin aktivasyonu, sinyal moleküllerinin üretiminde modifikasyon ve gen ekspresyonu yoluyla bağışıklık sistemini etkileyebileceği kanıtlanmıştır. Bununla birlikte tüketilen besinler önemli bir bağışıklık sistemi organı olan bağırsaktaki yararlı bakteri varlığını belirlemektedir. Yeterli makro ve mikro besin tüketimi, özellikle demir, çinko ve B6, B12, A,C ve E vitaminleri, bağışıklık fonksiyonunu artırarak enfeksiyonu önlemeye ve bunlarla savaşmaya yardımcı olabilmektedir.

    D vitamini düzeyinin Covid-19’un şiddetinde belirleyici rolü vardır

    En önemli vitaminlerden biri olan D vitamini düzeyinin Covid-19 şiddeti ve Covid-19’a bağlı ölümler ile ilişkisi üzerine yapılmış çalışmalar bulunmaktadır. Ayrıca solumun yolu hastalıklarının bozulmuş D vitamini metabolizması ile ilişkili olduğu; akciğer enfeksiyonu sonrası D vitamini seviyesininazaldığı da yapılan çalışmalarda belirlenmiştir.

    Vitamin ve mineraller öncelikle doğal yollardan alınmalı

    Bağışıklık sistemi için gerekli olan bu vitamin ve minerallerin başlıca kaynakları yumurta, süt ve süt ürünler, kırmızı et, hindi ve balık gibi hayvansal protein kaynakları olmaktadır. Ay çekirdeği, fıstık, badem ve avokado yine bağışıklık için önemli olan sağlıklı yağ asitleri ve E vitamini içermektedir. Vücudumuzun savunma mekanizması için önemli olan antioksidan besin öğeleri ise turunçgiller ve kivi, pancar, koyu yeşil yapraklı sebzeler ile karnabahar, brokoli, sarımsak ve soğan gibi sülfürlü sebzelerde yüksek miktarda bulunmaktadır. Öncelikli olarak dengeli bir beslenme şekli ile bu vitamin ve mineralleri doğal yollardan alınmalı, ihtiyaç durumunda ise hekime danışılarak takviye kullanımına gidilmelidir.

    Dengeli beslenme için bu kurallara uyun Tükettiğiniz sebze ve meyvelerin farklı renkte olmasına özen gösterin. Tabaklarınız ne kadar renkliyse o kadar çok antioksidan vitamin-mineral alırsınız. Haftada en az iki gün ızgara veya fırında pişmiş şekilde hamsi, uskumru, sardalya, palamut ve çinekop gibi omega 3 zengini balıkları tüketin. Sıvı tüketiminize özen gösterin. Vücut ağırlığınız başına 30 ml. su tüketimi sağlayın. Paketli atıştırmalıklardan uzak durun. Öğünlerinizin düzenli olmasına özen gösterin. Bilimsel dayanağı olmayan besin takviyelerinden, bitkisel karışımlar ve kürlerden uzak durun. Düzenli fiziksel aktivite ve egzersizi hayatınızın bir parçası haline getirmeye çalışın. Uyku sürenizin yeterli olmasına özen gösterin.

    BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

Başa dön tuşu